Mardin Kızıltepe’den gelen haber, sadece bir “asayiş notu” değil, bir sistemin vicdan azabıdır. Henüz birkaç haftalık bebeğini kucağına almış, hayalleri olan bir polis memuru, kendi silahıyla yaşamına son verdi. Yılbaşından bu yana kayıtlara geçen 11. intihar… Rakamlar büyüyor, sessizlik derinleşiyor..
Yetkililerin her trajedi sonrası “kumar, borsa, borç” diyerek konuyu kişiselleştirmesi, asıl sorumluluktan kaçmaktır. Soruyoruz: Bu insanları bu çıkmazlara sürükleyen temel sebep nedir?
Adalet sistemi sadece suçluyu cezalandırmak değildir; devletin kendi memuruna, vatandaşına “insanca yaşam standartlarını” sağlama borcudur. Sosyal devlet ilkesi, memurunu borç batağında, geçim derdinde ve gelecek kaygısında boğulmaya terk etmez.
Polislerin çalışma saatleri, özlük hakları ve maruz kaldıkları ağır ekonomik baskı revize edilmedikçe; her intihar vakasını “şahsi hata” olarak nitelemek adalete sığmaz. Bu insanlar sadece asayişi sağlamıyor, aynı zamanda birer evlat yetiştiriyor, birer yuva ayakta tutmaya çalışıyor.
Haykırıyoruz: Artık mazeretlerin arkasına saklanmayı bırakın. Polislerimizin hayatı, vergi kalemlerinden ve istatistik tablolarından çok daha değerlidir. Bir babanın, evladının kokusunu içine çekemeden bu dünyadan vazgeçtiği yerde; sistemin adaleti de, vicdanı da sorgulanmaya muhtaçtır.
Sorumluluk alın, iyileştirin, yaşatın!
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,