Adalet mi? Alın Size ADALET!

Adalet mi? Alın Size ADALET!

ABONE OL
26 Ağustos 2023 12:42
Adalet mi? Alın Size ADALET!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Adalet mi? Alın size ADALET!

Hangi Ahlak, ilke ve yasaya sığınarak gazetecilere soytarı diyorsunuz?

Kim var arkasına sığındığınız ve sizi gazetecilere kim cephe aldırdı, yada sizin büyük pislikleriniz mi var da, soytarı kelimesiyle gazetecileri korkutmaya, güçlüyüm yaklaşmayın bana mesajı mı veriyorsunuz?

Kimsiniz siz önce bunu bir açıklayın, hangi orantısız gücün adam’ısınız?

Kardeş, ” Şeytan aldatır da, suyunu ısıtmaz” akıllı ol. Şeytanın elini, eteğini öpersin bir müddet senin yanın da olurda, sonra işi bitti mi cok iyi çarpar bilmiş ol!

Bu devran da, iyi dediğiniz, övgüler yağdırdığınız adamlar sonrasın da çok fena çarpıldılar, medya da, günlük hayatta bunu çok gördük, bu da mı ders olmadı size? Buda mı, gol değil?

O, yarım demeyelim de kullanmaya korktuğunuz aklınızı da kaybetmeyin, aklınıza mukayyet olun, lazım olacak.

Arkadaşlar, ilerleyen zamanlar da gazetecilere, polislere, askerlere, doktorlara, adalet savunucularına, avukat, hakim… v.b. bircok meslek sahibi insanlara, Devlet kuruluşlarına, kurumlara, halkın arasında ki adamlardan bol, bol hakaret almaya başladık.

Bu hakaretleri yapanların bir gerekçesi de yok ki gerekçe olsa bile sen ne kadar düzgün bir adamsın ve Ülke’ye ne kadar katkın var, önce onu bir sorgula?

Geçenler de birkaç arkadaşımla yemeğe gittik, oraya baska bir gurup yemek için geldiler, epey kalabalıktı ve benimde uzaktan tanıdığım birkaç yönetici de o gurubun içindeydi. Etik olarak onlara hoşgeldiniz demek için masalarına uğradım, çay ikram ettiler. Tabiki sohbet, muhabbet derken konu gazetecilere geldi.

İçlerinden biri bana dönerek, “Sizi tenzih ediyorum fakat geri kalan, Mersin de ki gazetecilerin hepsi soytarı”, para için herseyi yaparlar, sünepe anlamında belirterek, sürekli para istiyorlar dedi” bir yutkundum, düşündüm, dur Nurhayat önce şu adamın kapasitesine düşme kelimelerini iyi seç dedim, kendime.

Neyse o şoktan çıktıktan sonra; Beyefendiye dönüp, öncelikle siz bir başkan sıfatıyla anılıyorsunuz, üslubunüz çok yanlış, bir topluluk kuruluşun da görevlisiniz, orada ne için çalışıyorsunuz, gönüllü bedava çalışan bir başkanmısınız, dedim. Çıt yok..

Bu arada masaya pirzolalar tabaklardan taşıyor ve sürekli et takviye ediliyor. Masanın hesabını az çok şuan ki ekonomik gidişata göre hesaplamaya çalıştım, nereden baksanız orada 3,4 bin TL’lik yemek yendi, kısacası bir davar köklendi.

Buarada restoranın sahibi de arada bir masaya gelip, başkanım, başkanım diye elinde pirzola havadan kapan tilki gibi kafası yukarıda eti löp diye yutarak konuşuyor.

Neyse asıl konuya dönelim; Dünya genelinde ki, küresel ekonomik kriz de haliyle Türkiye de etkilendi.
Etin kilosu en aşağı 150 TL, bu öyle bildiğiniz etlerden değildi, lokum du çünkü az çiğneyip, hızlı yenip, yutuşlarından belliydi, o etin kilosu en aşağı 200, 250 vardı, birde bunun servis hizmeti, nerden baksan en aşağı 10 kilo et diyelim toplamı siz de tahmin edin.
Gazetecilere soytarı, onlar para için herseyi yapar, para için kıvranıyorlar peşimiz de diyen bu başkan, kendi cebinden mi ödüyor sadece birgünlük et, mangal masrafını, yada bu kişi kaç bin tl alıyorda bu kadar adamı, doyuruyor?

Ülke de insanların sofrasına ayda bir et giriyor mu? Yada kaç kilo et giriyor?
Asgari ücret belli, hergün, her hafta hatta ay olarak geçin, yılda bu toplumun insanları kaç kilo et yiyebiliyor?

Arkadaş gazetecilere soytarı demek kolay, paracı demek kolay da sen bu sözün arkasında durabilecek misin, önce onu bir düşünseydin keşke.

Yerel medya zor durum da, orada çalışan gazetecileri ben meslektaşları olarak çok iyi tanıyorum, yahu adamlar sabahtan akşama kadar haber peşinde, bir emek sarfediyorlar ve maddi açıdan zor durumdalar, hangi kurum ve kuruluşa gitseler en fazla 500 hadi bilemedin 1000 TL alırlar o da belirli ay ve yıl da. Bu nasıl bir adaletsizlik?

Ha birde, o beyefendi; ”
Herkes gazeteciyim deyip, facebook da bize tehdit yağdırıyor soytarılar” diyor.
Siz bir başkan olarak kimin gazeteci, kimin değil olduğunu ayırtedemiyorsanız, bir zahmet bu tehdit ve para isteyen adamları araştıramıyorsanız, o sizin sorumluluk alanına girer, baktırın kimdir, necidir diye..

Herkesi aynı kategoriye alarak, işini yapan gazetecilere soytarı demek kolay, “Kişi kişiyi kendisi gibi bilirmiş”, bu söz çok önemli, önce bir aynaya bakalım biz bu Ülke’ye nekadar faydalıyız?

Yerel medya, zor durum da haber ve iş imkanları kısıtlı. Tabiki aramız da işini iyi yapmayan, Türkiye Cumhuriyetine sizde olduğu gibi bizde de zararlı insanlar vardır, bunu inkar edemem.

Sadece bu değil, Devlet’in kurumlarında olan, amir müdürler de birçok işini iyi yapan gazetecilere kapılarını kapatmış durum da, buna en iyi şahit benim!

Sayın Müdür’lerim farkında mısınız bilmiyorum ama sizler Devlet’in kurumlarını karalıyor gibisiniz, çünkü normal vatandaş bile kurumlar da ki aksaklıklardan şikayetçi, bizler de buna şahidiz.

Özel kalemleri aradığımız da, çogunda bizlere randevu verilmiyor. Özel kalemlerde görevli memurlar, sürekli geçistiriyorlar, sanırım talimat öyle yada özel kalemlerde ki memurlar da kişilik problemi de olabilir, bilemem!

Adam ayırtetmek son zamanlarda o kadar fazla ki, bizler bu Ülke’ye faydalı olan bireyleriz ve bizleri bile sevgili idarecilerimiz ürkütücü, tehlikeli sanki onların ayaklarını kaydırmaya çalışan birer gazeteci olarak görmeye başladılar.

Yahu bu kadar aciz misiniz kimin ne olduğunu ayırtedemiyor musunuz?

Ben polis muhabiriyim ve yıllarca, Türkiye de, Avrupada görev yaptım, daha birgün olsun bu Ülke için gram yanlış bir habere imza atmadım. Siz bunları bilin ondan sonra bizleri kategorilere ayırın!!!

O kadar kapasiteniz yok ise nasıl müdür, başkan…vs.. oldunuz, torpille mi yoksa, yada siz de gizli fetöcümüsünüz ki bu Ülke’nin tırnağının bile uzadığını istemiyorsunuz?

Çünkü biz, TÜRKİYE CUMHURİYETİ’inden Vatan sever gazeteciler olarak ÖVGÜ ile bahsetmek, istiyoruz, yapıyoruz da.

Biz, Devlet’imizin yanındayız, bizleri soytarı yada Vatan haini gibi göstermek isteyenler, asıl Vatan’a ihanet edenler, olabilirler mi, acaba?

Gazetecilere imkan verin ve yanlış yapanları artık ayırt edin. Bırakın bizi, Gazetecilik ilke ve ahlakına uyarak işimizi yapalım.

Ben Nurhayat Volkan;

Anneannem, 1946 da Mersin’in Arslanköy kasabasın da, Türkiye de ilk demokrasi hareketini başlatan kadınlardan, Sakine İpek’tir. “Rey (Oy) bizim namusumuzdur diyen kadınlardan” biridir. Tek partili sistemden, çok partili sisteme geçişte, oylarda yapılan yolsuzluğa “hayır” diyen kadındır.

Adalet için

hileli OY’lara tepki verdiği için

mazlumun yanında olduğu için

aylarca Konya hapishanesin de yatan, idam sehbasından, dönen kadındır.

Bizler, Toroslar’ın Türkmen yörükleriyiz, ne haksızlığa geliriz ne de adaletsizliğe! Biz, böyle bir anneannenin torunuyken, nasıl haksızlıklara, kayıtsız kalabiliriz ki?

Dedelerimiz ilk Kuvayi Milliyeciler’den. Çanakkale de şehit düşenlerden, Kurtuluş savaşın da gazi olanlardan, şehit düşenlerden, Fransızları Mersin’den kovanlardandır. Onlardan bu genetiği almasaydık, belki de şimdi Fransız tohumu olurduk!

Siz bize, soytarı diyemezsiniz!
O bizden korkup randevu vermeyen, dolaylı yollardan yoğunluk bahanesi uyduran amirlerim, müdürlerim buradan da sizlere selam olsun, bir gün emekli olduğunuz da anlayacaksınız, biz nerede yanlış yaptık dediğinizi duyar gibiyim.

Bizden size zarar gelmez, aksine bizleri yanınız da tutarsanız sırtınız yere gelmez, onure olursunuz. O size akıl verenler kimse, asıl onlardan korkun, yükselmenizi istediklerini sanmıyorum. Biz dobrayız asıl siz, müdürüm, müdürüm, başkanım, başkanım diyenleri bir araştırın.
Herseye rağmen, hepinizi seviyorum, sonuçta insansınız ve hepimiz bebekken günahsızdık. Öptüm alnınızdan.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Translate »