|
Getting your Trinity Audio player ready...
|
Dünyaya gözümüzü açtığımızda bizi karşılayan ilk yüz ailemizdir. İlk güven duygusunu, ilk sevgiyi, paylaşmayı, büyüklerimize saygıyı, küçüklere sevgiyi evimizin içinde öğreniriz. Hayata dair ilk izlenimlerimizi, doğruyla yanlışı ayırt etmeyi, vicdanı ve merhameti aile ocağında kazanırız.
Boşuna Anayasamızda “Aile, Türk toplumunun temelidir.” denilmiyor. Bu söz, sadece hukuk kitaplarında yer alan bir hüküm değil, milletimizin yüzyıllardır yaşadığı tecrübelerin bir sonucudur. Aile sağlam olursa toplum da sağlam olur. Toplumun huzuru da devletin gücü de önce ailede başlar.
İnsan karakterini büyük ölçüde ailede kazanır. Dürüst olmayı, kul hakkına saygıyı, paylaşmayı, sabretmeyi ve gerektiğinde fedakârlık yapmayı önce ailesinden öğrenir. Okullar bilgi verir, meslek kazandırır; ama karakteri şekillendiren ilk ve en önemli okul yine ailedir. Çünkü çocuk, söylenenden çok gördüğünü örnek alır.
Otuz yıllık polislik hayatım boyunca birçok farklı birimde görev yaptım. Bunlardan biri de Çocuk Şube Müdürlüğüydü. Suça sürüklenen yüzlerce çocukla görüştüm, dosyalarını inceledim, ailelerini dinledim. Her dosya farklıydı ama çoğunda benzer acılar vardı.
Şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki hiçbir çocuk suçlu doğmuyor. Çoğunun hikâyesinde sevgisizlik, ilgisizlik, ihmal, parçalanmış aileler ya da çocuk yaşta yaşanmış ağır travmalar vardı. Dosyalarda suç yazıyordu ama ben çoğu zaman satır aralarında ihmal edilmiş bir çocukluk görüyordum.
Bir gün, yaşı henüz on üç olan bir çocukla uzun uzun sohbet etmiştim. Dosyasındaki suçtan çok anlattığı hayat etkiledi beni. Sohbetin sonunda, “Benimle bugüne kadar kimse bu kadar uzun konuşmadı.” demişti. O cümleyi yıllardır unutamadım. O gün bir kez daha anladım ki bazı çocukların en büyük ihtiyacı para değil; ilgi, sevgi ve güven duyabilecekleri bir aile ortamıdır.
Elbette her suça sürüklenen çocuğun hikâyesi aynı değildir. Ancak polislik yıllarım bana şu gerçeği öğretti: Aile bağları güçlü olan çocuklar, hayatın zorlukları karşısında daha dirençli oluyor. Aile desteğinden mahrum kalan çocuklar ise yanlış insanların etkisine daha kolay girebiliyor.
Bugün toplumda konuştuğumuz birçok sorunun temelinde de bu gerçek yatıyor. Şiddet, bağımlılık, tahammülsüzlük ve sevgisizlik bir günde ortaya çıkmıyor. Çocuklukta eksik kalan sevgi, ilgi ve rehberlik yıllar sonra toplumun karşısına başka sorunlar olarak çıkıyor. Bu yüzden meseleye sadece güvenlik penceresinden bakmak eksik kalır. Devletin de, eğitim kurumlarının da, yerel yönetimlerin de, sivil toplum kuruluşlarının da aileyi güçlendirecek çalışmalara öncelik vermesi gerekir.
Çocuk sadece evde büyümez; mahallesinden, okulundan ve çevresinden de etkilenir. Ama bütün bunların temelinde yine aile vardır. Temel sağlam olursa üzerine sağlam bir gelecek inşa edilir.
Bir evin temeli çürük olursa üzerine ne kadar kat çıkarsanız çıkın o bina güven vermez. Toplum da böyledir. Sağlam aileler, sağlam toplumların en büyük güvencesidir.
Velhasıl… Bugün çocuklarımız için yapacağımız en büyük yatırım, onlara bırakacağımız miras; para, mal, mülk değil sevginin, saygının, güvenin ve sorumluluğun hâkim olduğu güçlü aileler kurabilmelerine imkan sağlamaktır..
Çünkü bir milletin gerçek gücü, yetiştirdiği nesillerde saklıdır; o nesilleri yetiştiren ilk ve en önemli kurum ise ailedir.
Selam ve saygıyla
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap