
Hayatta bazı kelimeler vardır, anlamı sözlükte değil, yaşadığında anlaşılır. “Aile” de öyle bir kelimedir.
Aile, sadece aynı soyadını taşıyanların toplamı değildir. Aile, bazen bir sofranın etrafında toplanan birkaç yürek; bazen bir sesin “İyi misin?” diye sormasıdır. Aile, kan bağıyla değil, kalp bağıyla yaşar.
Bir insanın en büyük zenginliği, arkasında dimdik duran ailesidir. Ailen yanında değilse, sıfırsın; yoksun, hiç kimsesin.
Friedrich Nietzsche;
“Aile, insanın kaderidir; kim olduğunu, nereye ait olduğunu orada öğrenirsin.”

Çünkü hayatın yükü ağırdır; bazen taşımak için bile bir omza, bir inanca, bir “sen yaparsın” cümlesine ihtiyaç vardır.
Aile, zamanı geldiğinde acı söyler. Ama o sözler seni yıkmak için değil, ayakta tutmak içindir. Uyarır, çünkü senden vazgeçmez. Kızar, çünkü sever. Sarar, çünkü korur.
Bir dostun gülüşünde avunursun belki ama, annenin ve babanın sessiz duası gibisi yoktur.
Mahatma Gandhi;
“Bir insanın dünyayı değiştirmeden önce ailesini düzene sokması gerekir.”
Bugünün dünyasında aile kavramı da sarsıldı. Herkesin birbirine “aile” dediği ama kimsenin kimseye zaman ayırmadığı bir çağdayız. Sofralar büyüdü ama göz göze gelen azaldı. Evler genişledi ama sohbetler daraldı.
Oysa aile, sadece aynı çatı altında yaşamak değil; aynı duyguda buluşabilmektir.
Birbirinin acısını hissedebilmek, sevinci paylaşabilmektir.
Desmond Tutu;
“Aile, sevginin doğduğu ve yeniden yeşerdiği yerdir.”
Ve en önemlisi: Yanlış yaptığında bile seni dışlamayan, “yine de bizim çocuğumuz” diyebilen bir yürektir.
Aile bazen sessiz bir dua, bazen sert bir uyarıdır. Ama her durumda, senin için atan bir kalptir.
Unutmayın; aile, bir insanın en sağlam dayanağıdır. Yanınızdaysa kıymetini bilin, uzaktaysa değerini özleyin.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,