Bu gidişat iyi değil! Artık memleketin en ücra köşesinde bile bu cümle dolaşıyor ama kimse artık tam olarak yüksek sesle bu sözü söylemeye cesaret edemiyor.
Market raflarında her gün değişen etiketler, cüzdanların açılmadan boşalması, ayın sonunu getiremeyen işçi, memur, emekli…
Evet, ekonomik dalgalanmalar ve zamlar bunaltıyor; ama kabul edelim, mesele sadece ekonomik değildir.
Bu toplumun en çok yoran ve bunaltan da, siyasetin dilidir.
Yıllardır bize aynı masal anlatıldı. “Her şey kontrol altında… Sorun yok… Uçuyoruz, şahlanıyoruz, büyüyoruz…”
Ne var ki pazara çıktığımızda gördüğümüz manzara, bu cümlenin tam tersini söylüyor. Sokak başka bir şey fısıldıyor. Market başka, minibüs başka, kahve başka şey söylüyor.
O zaman insanın aklına takılan o koca soru bir türlü susmuyor. Madem her şey bu kadar yolunda, neden hayat bu kadar zor?
Siyasetin dili sertleşti, haliyle toplumun da dili sertleşti.
Birbirini dinlemeyen siyasetçi, birbirini anlamayan insanlara dönüştürdü bizi.
Eleştiri “hainlik”, uyarı “nankörlük”, itiraz “karalama” sayılır olmaya başladı.
Oysa demokratik toplumlar eleştiriyle büyür; bizde ise eleştiriyle küçültüldü.
Sonuç? Sesini yükseltmeye cesaret etmeyen, derdini içine atan bir ülke olduk.
Bugün sokaklarda insanların kısık sesle konuşmasının sebebi korku değil, bıkkınlıktır.
Kahvede sohbetlerin yarım kalmasının sebebi çekingenlik değil, güvensizliktir.
Pazarda “Param bu kadar” diyen insanların utancı yok; sadece çaresizliği var.
Siyasetin görevi bir toplumun yükünü hafifletmektir. Bizde yıllardır yük hafiflemedi; tam tersine, her gün biraz daha ağırlaşmaya başladı.
Sabahları “Bugün neye zam geldi?” diye uyanıyoruz.
Akşamları “Neyi kısmadan yaşayabiliriz?” diye hesap yapıyoruz.
Ve işin en acı tarafı şu: Bir ülkede umut lüks olmuşsa, o ülkede siyaset görevini yapmıyor demektir.
Toplum bazen bağırmaz, slogan atmaz, meydanları doldurmaz. Bazen sadece usulca uyarır:” Bu gidişat iyi değil! ” der seçim sandığı önüne konduğunda gereğini yapar.
Evet, belki ekranlarda hâlâ pembe tablolar çiziliyor.
Belki bazıları hâlâ rakamlarla gerçekleri örtmeye çalışıyor.
Ama sokak yalan söylemez.
Çarşı, pazar yalan söylemez.
Minibüs yalan söylemez.
Evlerin salonları, mutfakları, akşam sofraları asla yalan söylemez.
Hepsi aynı gerçeği fısıldıyor. Bu gidişat iyi değil…
Selam ve saygıyla…
“Doğru söze ne denir” Kaleminize sağlık. Saygılarımla..
19 Kasım 2025"Sesini yukseltemeyen derdini içine akıtan insanların ülkesi olduk" Gidişat iyi değil.
19 Kasım 2025
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap