” Oysa zaman, bizim o kusursuz koşulların oluşmasını beklediğimiz koridorlardan akıp gider. Geleceğin belirsizliğiyle geçmişin yükü arasında sıkışırken, elimizdeki tek gerçek sermayeyi kaçırırız: Şu anı.
Eskiler ne güzel söylemiş: “Dünya bir gündür, o da bugündür.”
Ne dünün keşkelerini değiştirmeye gücümüz yeter ne de yarının getireceklerini garanti etmeye. Hayat, planlar yaparken başımızdan geçenlerin ta kendisidir. Karşılaştığımız zorluklar, verdiğimiz mücadeleler, omuzlarımızdaki sorumluluklar hiç bitmeyecek; bu bir sır değil. Ama mesele, fırtınanın dinmesini beklemek değil, fırtınada bile o asil duruşu koruyabilmek, her şeye rağmen yaşamın ritmini ıskalamamaktır.
Bugün, takvimdeki sıradan bir yaprak değil; bize sunulmuş en taze, en gerçek şans.
Kendinize bir iyilik yapın: Haklı çıkma kavgalarını, ertelenmiş gülüşleri, “her şey mükemmel olsun” takıntılarını bir kenara bırakın. Ruhunuzu besleyen bir kahvenin kokusunu içinize çekin, sevdiklerinizin sesindeki o sıcaklığı hissedin ve en önemlisi, aynaya baktığınızda kendinize şefkatle gülümseyin. Bugüne kadar neleri atlattığınızı, nasıl dimdik ayakta kaldığınızı hatırlayın.
Hayat ertelemeye gelmeyecek kadar kısa, bugün ise yaşanacak kadar eşsiz.
Çünkü dünya bir gün, o da bugün!
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap