Liberal demokrasi, sosyal demokrasi, radikal demokrasi, muhafazakâr demokrasi…
Liste uzadıkça uzuyor.
Ama gelin görün ki PKK Terör Örgütünün üst yöneticisi Bese Hozat’ın geçtiğimiz günlerde İmralı süreci hakkında yaptığı açıklamalara bakınca, demokrasi tartışması bir anda bambaşka bir yere savruluyor.
Açıklama da ne diyor?
“Özgürlük yasaları çıkacak… Demokratik entegrasyon sağlanacak… Bu insanlar gidecek, demokratik siyaset yapacak…”
Kulağa öyle hoş geliyor ki, insan bir an durup düşünmeden edemiyor:
“Demokratik siyaset ne ola ki?”
Sonra bir cümle daha geliyor:
“Biz suç işlemedik ki af isteyelim.”
Unutmayalım:
Demokrasi, eli silahlı bir örgütün kendine alan açmak için pazarlık masasına sürdüğü bir meşruiyet oyuncağı değildir.
Olamaz da.
Bu kadar net.
Bu kadar yalın.
Peki şu ana kadar ne oldu?
İmralı’ya bağlı Suriye’deki SDG/YPG tarafına bakıyoruz.
Silah mı bıraktılar?
Demokratik entegrasyon mu sağladılar?
Bir adım geri mi geldiler?
Tam tersine!
Kuzey Irak’taki Barzani modelinin bir kopyası gibi, yarı-devletimsi bir yapıya dönüştürülüyorlar.
Vitrine “demokrasi” koyup, arka planda bambaşka hesaplar yapan bir yapıyla karşı karşıyayız.
Üstelik hâlâ çıkıp: “Birde eşit yurttaşlık temelinde demokratik siyaset yapacağız.” diyorlar.
Kusura bakmasınlar ama, Türkiye Cumhuriyetinde herkes eşit yurttaştır.
Bu tür açıklamalar resmen Türk Milletinin aklıyla dalga geçmektir.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap