EŞEĞİN HİKMETİ VE İNSANIN KÖRLÜĞÜ
Doğa, insanoğluna öğütlerle doludur. Çoğu zaman burnumuzun ucundaki bilgelik kaynağını görmez, aklımızı yüceltirken basit ama etkili çözümleri küçümseriz. Tıpkı bir zamanlar Anadolu’da mühendislerin yol güzergahı belirlemek için eşekleri rehber kabul etmesi gibi…
Eşek, basit bir hayvan sanılır. Oysa doğanın ona bahşettiği akıl ve sezgi, bazen insanın yıllarca okuyarak bile ulaşamayacağı bir derinliğe sahiptir. Bir kez gittiği yolu unutmaması, yokuşları en ideal eğimle çıkması, düştüğü çukura ikinci kez düşmemesi, ona “aptal” diyenlerin asıl kim olduğunu düşündürmelidir. Hele ki kendisine yapılan iyiliği ve kötülüğü unutmaması, sadakat ve vefanın en saf hâlini taşır.
1950’lerde Türkiye’ye gelen Amerikalı mühendislerin yaşadığı şaşkınlık da işte bu noktada başlar. Eşeklerin ayak izlerini takip ederek yol güzergahı belirleyen Türk mühendislerine gülerek sorarlar: “Peki, eşek yoksa ne yapıyorsunuz?” Ve aldıkları cevap ibretliktir: “Amerika’dan mühendis getiriyoruz.”
Bu cevap, yalnızca bir espri değil, aynı zamanda insanoğlunun kendini doğadan üstün gören kibirli tavrına bir eleştiridir. Çünkü bazen en doğru çözüm, en doğal olanıdır. Doğanın işleyişine kulak vermez, onu küçümsersek, kendimizi çok akıllı sanarak en basit doğruları bile göremeyen bir cahile dönüşürüz.
Bugün modern bilim ve teknolojiye sahip olmamıza rağmen hâlâ doğadan öğrenmemiz gereken çok şey var. Yolun eğimi hesaplanabilir, algoritmalar geliştirilebilir, ama insanoğlu hâlâ düştüğü çukura defalarca düşmeye devam eder. O yüzden, bazılarına “eşek” demek hakaret değil, belki de bir iltifat olmalıdır. Çünkü bazen en akıllı varlık, en basit görünen olabilir.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,