|
Getting your Trinity Audio player ready...
|

Dün, Türkiye’de Kocaeli yerelde yayınlanan Özgür Kocaeli Gazetesi’nde Gazeteci Cemalettin Öztürk’ün “Simitçilere göz açtırılmayacak!” başlıklı köşe yazısı çok dikkatimi çekti.
Sayın Öztürk, yazısında Kocaeli Valiliği’nin onay vermediği 25 TL’lik simit tarifesini uygulayan bazı işletmelere yönelik Kocaeli Ticaret İl Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen denetimleri ve İl Ticaret Müdürü Veysi Uzunkaya’nın, “Kural tanımayan simitçilere göz açtırmayacağız.” yönündeki açıklamalarını aktarıyordu.
Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki; devletin aldığı kararların uygulanması, belirlenen kurallara uyulmasının sağlanması ve aykırı davranışların denetlenmesi hukuk devletinin gereğidir. Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ancak Sayın Öztürk’ün yazısını okurken aklıma şu soru geldi:
Devletin denetim gücü, neden bazı alanlarda bu kadar hızlı ve kararlı şekilde ortaya çıkarken, bazı sektörlerde aynı etkinlikle hissedilmiyor?
Yıllardır emlak sektöründe yaşanan sorunları dile getiriyor; yetki belgesi olmadan faaliyet gösterenleri, Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik hükümlerine aykırı uygulamaları, sosyal medya üzerinden mevzuata uygun olmayan taşınmaz ilanlarını ve haksız rekabet oluşturan durumları gündeme taşıyorum.
Bu konuda sadece yazı yazmadım.
Resmî başvurular yaptım.
Belgeler sundum.
Mevzuat hükümlerini hatırlattım.
Ancak çoğu zaman karşılaştığımız cevaplar benzer oldu:
“Mevzuat böyle…”
“Yetki Bakanlıkta…”
“Gerekli inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere Bakanlığa iletildi…”
Sonuç?
Oysa bazı konularda kurumların kısa sürede sahaya inerek etkili denetimler gerçekleştirebildiğini görüyoruz.
İşte burada şu soru ortaya çıkıyor:
Simit fiyatlarına yönelik denetimde gösterilen hassasiyet, yetki belgesiz ve mevzuata aykırı taşınmaz ticareti faaliyetleri konusunda neden aynı hız ve kararlılıkla gösterilmiyor?
Bir işletmenin fiyat tarifesi denetlenebiliyorsa, vatandaşın mağduriyet yaşayabileceği, haksız rekabet oluşturabilecek ve sektörün düzenini bozabilecek uygulamaların da aynı hassasiyetle takip edilmesi gerekir.
Kimse simitçinin denetlenmesine karşı değildir.
Tam tersine…
Kurallara uymayan herkes için etkin, tarafsız ve adil bir denetim mekanizması işletilmelidir.
Ancak hukuk devletinin temel ilkesi şudur:
Kurallar herkes için aynı şekilde uygulanmalıdır.
Bugün vergisini veren, ofisini açan, personel çalıştıran, yetki belgesini alan ve tüm yasal yükümlülüklerini yerine getiren emlak işletmeleri haksız rekabetle mücadele etmektedir.
Buna karşılık mevzuata aykırı şekilde faaliyet gösterenler hakkında denetimlerin yeterince etkili olmadığı yönündeki eleştiriler, sektörün önemli sorunları arasında yer almaya devam etmektedir.
Bu durum yalnızca dürüst çalışan esnafı değil, vatandaşın ve sektörün devlete olan güvenini de etkiler.
Çünkü denetimlerde eşitlik algısı zedelendiğinde, hukuk devletinin işleyişi de tartışılır hale gelir.
Benim eleştirim simit denetimine değildir.
Benim eleştirim; denetimlerin tüm sektörlerde aynı kararlılık, tarafsızlık ve süreklilik içerisinde uygulanması gerekliliğinedir.
Eğer “Kural tanımayanlara göz açtırmayacağız.” deniliyorsa, aynı kararlılığın yetki belgesiz taşınmaz ticareti yapanlar ve haksız rekabet oluşturan uygulamalar için de gösterilmesi gerekir.
Çünkü kanun ve kurallar herkes için geçerlidir.
Sözün özü şudur:
Devletin gerçek gücü; yalnızca belirli alanlarda değil, hukuku ihlal eden her kişi ve işletmeye karşı aynı kararlılıkla denetim yapabildiğinde ortaya çıkar.
Buradan Kocaeli Ticaret İl Müdürlüğü’ne çağrım açıktır:
Simit sektöründe gösterilen denetim hassasiyetinin, yetki belgesiz faaliyet gösterenler, mevzuata aykırı ilan yayınlayanlar ve haksız rekabet oluşturan uygulamalar konusunda da aynı kararlılıkla gösterilmesini bekliyoruz.
Vatandaş artık sadece şikâyet geldiğinde yapılan göstermelik denetimleri değil; her alanda aynı kararlılıkla uygulanan, sürdürülebilir, seçici olmayan, eşit ve adil bir denetim anlayışı bekliyor.
Çünkü denetimin amacı yalnızca bir ihlale müdahale etmek değil; kurallara uyan vatandaşın ve işletmelerin hakkını korumak, haksız rekabeti önlemek ve toplumda adalet duygusunu güçlendirmektir.
Devletin itibarı, çıkardığı kanunların çokluğuyla değil; o kanunları herkese eşit, tarafsız ve tavizsiz uygulayabilmesiyle güçlenir.
Selam ve saygıyla…
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap