“Adem” ismi, Arapça “adam” kelimesinden türetilmiş olup “insan” anlamına gelmektedir.
Aynı zamanda sakin, ağırbaşlı, güvenilir ve vicdan sahibi gibi güzel anlamlar da taşır.
İslam inancına göre, ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Âdem’in adıdır.
Bu yüzden hem dilimizde hem inancımızda köklü ve derin bir yere sahiptir.
Felsefede ise “âdem”, varlığın zıddı — yani yokluk, hiçlik, henüz yaratılmamış hâl demektir.
Yani, “âdem” olmak; hem var olmayı hem de hiçliği bilmektir aslında…
Bugünkü konumuz tam da bu: Âdem olmak, yani “insan” olabilmek…
Bu devirde “adam gibi adam olmak” zor be kardeşim!
Mevlâna ” Nice elbiseler gördüm içinde insan yok; nice insanlar gördüm üzerinde elbise yok.” diye ne güzel demiş.
Giyim, kuşamı yerinde “adam” o kadar çok ki, ama bir o kadar da insanlıktan nasibini almamış “adam” da yok değil.
Sorsanız hepsi “adam gibi adam”…
Oysa gerçek adam, cebinde beş kuruş yokken bile onurla dim dik durabilendir.
Söz verirse tutar, hata yaparsa özür diler.
Kimsenin hakkına göz dikmez, yaptığı iyiliği başa kakmaz.
Kimsesizin elini tutar, karşılık beklemeden “Allah yardımcısı olsun” diyendir.
Günümüzde çoğu kişi “adam” olduğunu söylüyor, ama sahte adamlar etrafta cirit atıyor.
Sözde dost, özde menfaatçi; laf kalabalığı içinde öz boş.
Mahallede, iş yerinde, sosyal medyada… Her yerde sahte bir Âdem var.
Sorsanız, “Ben adam gibi adamım!” derler.
Ama cebinde sözün, gönlünde duruşun ve yüreğinde vicdanının izi yoktur.
Kısacası; adamlık, eğilmeden, bükülmeden; yalan dolanla iş çevirmeden yaşamak,kimse görmese de insan kalmaktır.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap