|
Getting your Trinity Audio player ready...
|
Saçlarınız eskisine göre daha fazla mı dökülüyor? Kendinizi zaman zaman yorgun, halsiz, hatta keyifsiz mi hissediyorsunuz?
Elbette bu şikâyetlerin tek nedeni vitamin eksikliği değil. Ancak bazen vücudumuzdaki bazı vitamin ve mineral yetersizlikleri de bu tabloya eşlik edebiliyor.
Bu sebeple, özellikle bu tür şikâyetleriniz varsa, sağlık durumunuza ve hekiminizin önerisine uygun şekilde yapılacak kan tahlilleri, olası eksikliklerin erken dönemde fark edilmesine yardımcı olabilir.
Günümüzde sıkça karşımıza çıkan check-up uygulamaları da kişiye uygun şekilde planlandığında, genel sağlık durumunun değerlendirilmesi açısından yararlı olabilir.
Son yıllarda adını en sık duyduğumuz vitaminlerden biri ise D vitamini.
D vitamini; kemik ve kas sağlığının yanı sıra kalsiyum ve fosfor metabolizmasında da önemli görevler üstleniyor.
Ancak burada önemli bir noktayı unutmamak gerekiyor: Çözüm, herkesin rastgele ve yüksek dozda D vitamini kullanması değildir.
D vitaminini besinlerden belirli miktarlarda alabiliyoruz. Yağlı balıklar, yumurta sarısı ve D vitamini ile zenginleştirilmiş bazı ürünler bu kaynaklar arasında yer alıyor. Ancak D vitamininin vücuttaki durumu yalnızca beslenmeyle belirlenmiyor.
Vücudun D vitaminini üretme ve kullanma sürecini; güneş ışığına maruziyet, yaş, yaşam tarzı ve bazı sağlık durumları da etkileyebiliyor. Bu nedenle D vitamini içeren besinleri tüketiyor olmak, her zaman tek başına yeterli olmayabiliyor.
Peki bu durumda ne yapmalıyız?
Bazı bilimsel kaynaklar, uygun koşullarda güneş ışığına maruz kalmanın vücuttaki D vitamini sentezine katkı sağlayabileceğini belirtiyor. Ancak bunun süresi ve şekli; mevsime, yaşadığınız bölgeye, cilt özelliklerine ve güneşin yoğunluğuna göre değişebiliyor.
Dolayısıyla “Herkes şu kadar dakika güneşe çıkmalı” gibi tek ve kesin bir öneride bulunmak doğru değil.
Asıl önemli olan, kendi vücudumuzu tanımak ve ihtiyacımız olanı doğru şekilde belirlemek.
Kısacası D vitamini konusunda doğru yaklaşım; rastgele takviye kullanmak değil, beslenme düzenini desteklemek, yaşam tarzını gözden geçirmek ve gerektiğinde kan değerlerini bir sağlık profesyoneliyle birlikte değerlendirmektir.
Çünkü vitaminlerde de temel kural aslında oldukça basit: Eksik olanı yerine koymak gerekir, ihtiyacımız olandan fazlasını değil.
Kafamıza göre kullandığımız yüksek dozda vitamin ve mineral takviyeleri de vücudumuzda toksik etkilere neden olabilir. Yarar sağlamak isterken, farkında olmadan kendimize daha fazla zarar verebiliriz.
Bugün çevremizde “Şu vitamini kullan, çok iyi geliyor” veya “Ben kullandım, sana da iyi gelir” şeklinde birçok tavsiye duyuyoruz. Oysa her insanın yaşı, beslenme düzeni, yaşam tarzı ve sağlık durumu farklıdır. Bir kişiye iyi gelen bir takviye, başka bir kişi için gerekli olmayabilir.
Bu nedenle kontrolsüz vitamin ve mineral kullanımının doğru olmadığının bir kez daha altını çizmekte yarar görüyorum.
Siz siz olun; yılda en az bir kez, doktorunuzun önerisi doğrultusunda kapsamlı bir sağlık kontrolünden geçin. Kan değerlerinizi değerlendirin ve yalnızca hekiminizin gerekli gördüğü takviyeleri, önerilen doz ve sürede kullanın.
Unutmayalım; sağlık, eksik olanı tamamlamak kadar fazlasından korunmayı da bilmektir.
Sağlıkla kalın…
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap