Bir kadın cinayeti işleniyor, ardından kamera karşısına geçen yetkililer büyük bir gururla “ Fail kısa sürede yakalandı” diye açıklama yapıyor.
Bravo.
Peki ya öldürülen insan?
Üstü örtülen hayatlar?
Yıkılan aileler?
Kutlanacak olan ne?
Elbette polisin bir katili yakalaması önemlidir.
Bir gaspçının adalete teslim edilmesi gereklidir.
Bir suç şebekesinin çökertilmesi başarıdır.
Ama bütün bunlar, suç işlendikten sonra yapılan doğru işlerdir.
Bizim asıl konuşmamız gereken, suç işlenmeden önce yapılması gerekenlerdir.
Bizim güvenlik anlayışındaki en temel yanılgımız, biz suçla mücadeleyi hâlâ “operasyon sayısı”, “yakalanan fail sayısı” ve “çözülen dosya oranı” ile ölçen bir anlayışa teslim olmuş durumdayız.
Oysa bir ülkede her gün yeni suçlar işleniyorsa ve yöneticiler hâlâ “failleri yakalamakla” övünüyorsa, o ülkede sistem çoktan tıkanmış demektir.
Sokaklarda, mahallelerde, şehirlerin kuytularında işlenen her suç, yıllarca görmezden gelinen toplumsal sorunların sonucu olarak karşımıza çıkıyor.
Ekonomik sıkıntılar, sosyal çözülme, çürümüş mahalle dokusu, gençlerin umutsuzluğa itildiği bir düzen…
Umutsuzluk büyüdükçe suç da büyüyor.
Ama biz hâlâ, sanki ortada bir toplumsal sorun yokmuş gibi “suçla mücadele ediyoruz” diyoruz.
Tıpta “koruyucu hekimlik”, hastalık ortaya çıkmadan önce alınan önlemleri ifade eder.
En büyük başarı, hastayı tedavi etmek değil; hastalığın ortaya çıkmasını engellemektir.
Güvenlikte de aynı ilke geçerlidir.
Başarı, suç olduktan sonra failleri yakalamak değildir.
Asıl başarı, suçu ortaya çıkaran şartları ortadan kaldırmaktır.
Önemli olan sinekleri tek tek öldürmek değil, bataklığı kurutmaktır.
Bataklık kurumadığı sürece ne kadar sinek öldürürseniz öldürün, yenileri hep çıkar.
Yani bir cinayeti çözmek sadece sineği öldürmektir; asıl mesele o bataklığı, yani suçu besleyen koşulları kurutmaktır.
Işıksız sokaklar…
Denetimsiz bölgeler…
Okulu terk eden çocuklar…
Sosyal desteksiz gençler…
Ekonomik sıkışmışlık…
Çürümüş mahalle kültürü…
Uyuşturucuya açık zeminler…
İşte suçun bataklığı budur.
Bu bataklıklık kurutulmadığı sürece kimse “suçla mücadele ediyoruz” demesin.
Bir devletin asıl gücü, suç olduktan sonra operasyon yapması değildir.
Asıl devletin güçü suçu doğuran koşulları yok eden, önleyici, caydırıcı ve koruyucu bir güvenlik anlayışıdır.
Suçla mücadelede asıl soru şudur.
Biz sinekleri mi öldürmeye çalışıyoruz, yoksa bataklığı kurutmak mı istiyoruz?
Selam ve saygıyla…
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap