Ama kimse asıl meseleyi konuşmuyor.
Soruyorum?
“Taleal Bedru” ilahisinin Papa’nın huzurunda söylenmesi uygun mudur?
Bakın mesele çok basit.
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Medine’ye hicretinde, onu canla başla karşılayan Ensar’ın dilinden dökülen o kutsal ilahi…
Allah Resulü’ne duyulan sevginin, teslimiyetin ve muhabbetin sesi…
Bir medeniyetin ruhunu taşıyan bir sembol…
Bunu alıp bir anda protokol şarkısı gibi sunmak…
Bir “diplomatik jest” havasına sokmak…
Bana hiç, ama hiç doğru gelmedi…
“Taleal Bedru” bir seremoni malzemesi değildir.
Bir “hoş geldin sayın devlet adamı” ezgisi hiç değildir.
O aidiyetin, vefanın, omuzlanan yükün, fedakârlığın adıdır.
“Seni bekliyorduk ya Resulallah” diyen bir gönül teslimiyetidir.
Peki bugün ne oldu?
İşin en acısı şu: Yıllardır “dini hassasiyet” diye ortalığı ayağa kaldıranlar, konu buraya gelince bir anda buharlaştılar.
Ortada yoklar. Birkaç istisna dışında tek bir itiraz bile duyamıyoruz.
Neden?
Çünkü hassasiyetleri gerçek değilmiş, onu görüyoruz.
Hassasiyetleri “işlerine geldiği kadar”mış, onu görüyoruz.

Ah hocam…
Ah!
Senin kıymetini bilemedik.
Bugün yaşananların neredeyse tamamını yıllar önce söylemiştin.
“Taklit dönemi gelecek, teslimiyet dönemi gelecek, şaşkınlık dönemi gelecek” demiştin.
Eğer yaşıyor olsaydın; herhalde yine ” Sizi gidi taklitçiler sizi!..”derdin.
Senin kıymetini bilemedik.
Nur içinde yat Erbakan Hocam.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap