TÜRKİYELİ Mİ?, TÜRK MÜ?
“Türk” mü demeli, “Türkiyeli” mi? Asıl mesele, birlikte yaşamanın dilini kurmaktır.
Son yıllarda giderek daha fazla duyduğumuz bazı kavramlar var: Türkiyeli, yerel halk, yerli halk…
Bir kısmımız için bu ifadeler yabancı, hatta itici gelebiliyor. Oysa gönlümüzde yer eden başka kavramlar var: Türk Devleti, Türk Bayrağı, Türk Milleti, Türk Vatandaşı…
Bu kelimeler yalnızca birer isim değil, aynı zamanda bir aidiyetin, bir hatıranın, bir bağlılığın da taşıyıcısıdır.
Ama mesele sadece kelimeler mi?
Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi, “Türk Milleti” kavramını bir etnik kimliğin ötesinde, bu topraklarda kader birliği yapmış herkes için bir üst kimlik olarak tanımlamıştı. Fakat zamanla bu tanım genişletilemediği gibi, bazen daraltıldı. Kimileri bu çatı altında dışarıda kaldığını hissetti.
Bugün “Türkiyeli” gibi kavramlar, belki de bu kapsayıcılığı yeniden kurmak için tercih ediliyor. Birlikte yaşadığımız, aynı acılardan geçmiş, aynı sevinçlere umut bağlamış farklı kimliklerin varlığını inkâr etmeden bir arada durabilmenin dilini arıyoruz.
Ancak burada temel mesele şu: Kelimenin ne olduğu kadar, niyetin ne olduğudur.
Bir kişi “Türkiyeli” derken bu ülkeye duyduğu sevgiyi eksiltmiyorsa, bir başkası “Türk Milleti” derken kimseyi dışlamıyorsa, belki de kavga etmeye değil, konuşmaya ihtiyacımız var.
Kimlik tanımları toplumları birleştirebildiği kadar ayrıştırabilir de. O yüzden önemli olan, hangi kelimeyle tanımlarsak tanımlayalım, bu ülkenin tüm vatandaşlarının kendini eşit, güvende ve ait hissetmesidir.
Bu coğrafyada birlikte yaşıyoruz.Acısıyla, sevinciyle, o halde birlikte yaşamanın dilini kurmaktan başka çaremiz yoktur.
Çünkü mesele sadece bir kelime değildir. Mesele, ortak geleceği birlikte kurabilmektir.
Yaşar Durmaz
Emekli Emniyet Müdürü
Yazarlar, yazmış oldukları yazılardan kendileri sorumludur.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap