
Hakkâri İl Emniyet Müdürlüğü’nde görevli o hayat dolu başkomiserin intihar haberi dün tüm Türkiye’nin yüreğine oturdu. International Hayat Haber olarak konuyu ilk andan itibaren takip ediyoruz. Ancak bugün sadece bir “asayiş haberi” değil, bir adalet çığlığı atmak zorundayız. Çünkü bu ölümün ardındaki iddialar, yenilir yutulur cinsten değil.
Meslektaşlarının “abi” dediği, personeliyle kurduğu samimi bağlarla tanınan bir emniyet mensubu neden hayatına son verir? Sosyal medyada çığ gibi büyüyen mobbing iddiaları, teşkilat içerisindeki psikolojik baskının hangi boyutlara ulaştığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Peki, hukuk devletinde adalet sadece suçluyu yakalamak mıdır? Yoksa kendi personelini, o personelin ruh sağlığını ve onurunu korumak da adaletin bir parçası değil midir?
Buradan İçişleri Bakanlığı’na ve Emniyet Genel Müdürlüğü’ne sormak istiyoruz:
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk, sadece vatandaşı değil, devleti temsil eden polisi de korumalıdır. Bir başkomiserin yaşam hakkı, liyakatsiz bir mobbing baskısına kurban edilemez. Eğer yetkililer bugün bu sorulara yanıt vermezse, yarın başka bir ilimizden gelecek acı haberin sorumluluğunu omuzlarında taşıyacaklardır.
Sonuç Olarak;
Biz sadece bir memuru kaybetmedik; bir babayı, bir ağabeyi ve devletin vicdanlı bir yüzünü kaybettik. Merak ediyoruz: Hangi makam, bir insanın canından daha değerlidir? Adalet sistemi bu sessizliği bozmadığı sürece, kamu vicdanı asla huzur bulmayacaktır.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,