“YURTA SU(S)LH, CİHANDA SU(S)LH! ”
EĞER SUSMAZSAN SONUN “MAPUS”… !
Mustafa Kemal Atatürk tarafından 20 Nisan 1931’de ilk defa söylenen “Yurtta sulh, cihanda sulh” diye bilinen barışçıl güzel bir sözü vardır.
Bugün bu söz dönüştü, bozuldu, eğrildi büküldü…
Artık duvarlarda, kürsülerde, sosyal medyada ironi yapılırcasına başka bir versiyon yankılanıyor:
“Yurta sus, cihanda sus, susmazsan sonun “mahpus!”
Evet, yeni dönemin sloganı bu sanki…
Konuşan çok, dinleyen yok;
fikir beyan eden çok, ama fikirden anlayan az.
Bir şey söylersin, hemen birileri “Bunu niye dedin?” diye sorgular.
Dersin ki: “Sadece düşündüğümü söyledim.”
Cevap gelir: “O zaman düşünmeseydin!”derler.
Artık fikir beyan etmek bile delil; mizah yapmak suç unsuru; gerçeği hatırlatmak, “devlet sırrını açıklamak ” gibi.
Eskiden kahvehanelerde insanlar konuşur ve tartışırlardı.
Birisi “Bu işte yanlış var” dese, diğeri “Haklısın be”, bir diğeri yok “o iş dediğin gibi değil ” derdi.
Şimdi kahvehaneler suskun, sohbetler kontrollü, fısıltılar bile fişlenir oldu.
Kahve falında bile “sessiz kal” çıkıyor neredeyse.
Susmak artık bir tür vatandaşlık görevi gibi sunuluyor.
“Fazla konuşma, başın ağrır.”
“Ne gerek var, düzeni bozma.”
“Dümenine bak aman sende”
“Senin fikrinden ne olacak?”
“Senmi kurtaracan dünyayı” diye diye, halk önce dilini kaybetti, sonra hakkını ve hukukunu aramayı unuttu..
Bugün hâlâ adalet diyorsak, vicdan diyorsak, birileri susturulmayı reddettiği içindir.
Maalesef günümüzde susmak “marifet” ve “meziyet” haline geldi.
Unutmayalım: Haksızlık ve adaletsizlik karşıdında susmayın, zira sizler sustukça sıra bir gün size de gelecek!”tir.
Selam ve saygı ile…
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap