Bu hafta biraz içe dönelim…
Koşuşturmanın, telaşın, gürültünün içinde ne çok şey geçip gidiyor, farkında mısınız?
Belki de zamanın ruhunu anlamak, dışarıyı değil, içimizi dinlemekten geçiyor.
Bir an duralım, derin bir nefes alalım…
Ve hayatın üç durağında kısa bir yolculuğa çıkalım: geçmiş, gelecek ve şimdi.
Hayat bazen geçmişi anmaktır.
Bir fotoğraf albümünü açarsın; bir yüz, bir ses, bir gülüş dokunur kalbine…
Bir bakmışsın, yıllar öncenin sıcak bir günü, bir anının içine sızmış gibi yeniden canlanır.
O an sadece hatırlamazsın; yaşarsın da. Çünkü bazı anılar silinmez, sadece susar..
Hayat bazen geleceği hayal etmektir.
Henüz gelmemiş günlere umutla bakmaktır.
Bir sabahın serinliğinde “Belki yarın daha güzel olur” diyebilmektir..
İnsanı ayakta tutan bazen gerçekler değil, hayallerdir.
Bazen bir umut, birçok hayalden daha gerçektir.
Ama hayat, en çok da anı yaşamaktır.
Bir dostun sesinde huzur bulmak, bir çocuğun kahkahasında yeniden doğmak, bir fincan kahvede saklı sıcaklığı hissetmektir.
Çünkü “şimdi” denilen şey, aslında hayatın tam kalbidir.
Unutmayalım: Ne geçmişi değiştirebiliriz. Ne de geleceği tam olarak bilebiliriz.
Ama hayatda en önemli şey,
her şeye rağmen bugünü en iyi şekilde yaşayabilmektir.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap