
Nev… yeni.
Ruz… gün.
Farsça “nev” (yeni) ve “ruz” (gün) kelimelerinden türeyen Nevruz, “yeni gün” anlamına gelir.
Orta Asya’da yaşayan Türkler, Anadolu Türkleri ve İranlılar tarafından yılbaşı olarak kabul edilen Nevruz, aynı zamanda “Bahar Bayramı” olarak da anılır.
Her yıl güneşin Koç burcuna girdiği ve ilkbaharın resmen başladığı 21 Mart tarihinde kutlanır.
En yaygın Nevruz geleneklerinin başında meydanlarda ateş yakılması gelir.
İnsanlar, “tüm dertlerim ve hastalıklarım bu ateşte yansın” diyerek ateşin üzerinden üç kez atlar.
Bu ritüel, geçmişin yüklerinden arınmayı ve yeni bir başlangıcı simgeler.
Nevruz; her ulusun kendi kültürel değerleriyle anlamlandırdığı, özünde baharın gelişini müjdeleyen kadim bir yenilenme günüdür.

Ama durup sormak gerekiyor:
Gerçekten yeni olan ne?
Takvimler değişti diye hayat değişiyor mu?
Ağaçlar çiçek açtı diye adalet de filizlenmiş sayılıyor mu?
Her yıl aynı manzara…
Meydanlarda yakılan ateşler…
Kürsülerden yükselen birlik ve beraberlik mesajları…
Süslenmiş cümleler, alkışlanan konuşmalar…
Ama o ateş, nedense halkın içini ısıtmıyor.
Çünkü mesele artık doğanın uyanması değil…
Mesele, insanın neden hâlâ uyanamadığıdır.

Nevruz’un ruhu; yeniden doğuştur. Yenilenmektir, silkiniştir.
Peki biz neyi yeniledik?
Ekonomi hâlâ aynı yükle insanların sırtında.
Adalet hâlâ tartışmalı.
Hak edenle etmeyen arasındaki uçurum her geçen gün büyüyor.
Ama kürsülerde değişmeyen bir ezber var:” Birlik, beraberlik, kardeşlik…”
İyi de…
Aç olanla tok aynı sofrada mı?
Hakkı yenilenle hakkı yiyen gerçekten kardeş mi?
Bugün Nevruz kutlanıyor…
Ama bu ülkenin önemli bir kısmı için hâlâ kış devam ediyor.
Soğuk sadece havada değil…
Cüzdanlarda…
Vicdanlarda…
Sokaklarda…
Eğer bir ülkede insanlar yarını düşünmekten bugünü yaşayamaz hâle gelmişse, orada baharın geldiğini söylemek zorlaşır.
Nevruz aslında doğanın isyanıdır.
Toprağın “artık yeter” diyerek kabuğunu yarmasıdır.
Belki de asıl soru şudur:
Doğa bile kendini yenilerken, bu eski düzen neden hep yerinde sayıyor?
Bugün ateşler yakılıyor…
Ama o ateş yalnızca bir gösteriden ibaret kalıyorsa, kimse kusura bakmasın.
Bu bahar, yalnızca doğaya gelmiş; insana henüz gelmemiş demektir.
Yine de temennimiz şudur: Nevruz, tüm insanlık ve ülkemiz için gerçek bir “yeni gün”e dönüşsün.
Sadece takvimlerde değil, hayatın içinde de bir başlangıca kapı aralasın.
Farklılıklarımızı zenginlik, ortak değerlerimizi ise birleştirici bir güç olarak göreceğimiz; sevginin, saygının ve hoşgörünün hâkim olduğu daha güzel günlere vesile olsun.
Sadece baharın değil, umutların da yeşerdiği, yeni başlangıçlara kapı aralayan bir Nevruz olması dileğiyle… Nevruz Bayramı’nız kutlu olsun.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap