Trump dün sabah yine sahneye çıktı. Yine büyük ve iddialı laflar etti.
“İran’a yönelik saldırıları beş günlüğüne erteledik” Ardından: “İran ile verimli görüşmeler yapıyoruz, düşmanlıkları bitireceğiz.” dedi.
Peki sonra ne oluyor?
Bir yanda “görüşüyoruz” diyor.
Diğer yanda İsrail sahada İran’ı bombalamaya devam ediyor, Sessiz sedasız Lübnan’ı işgal ederek topraklarını genişletiyor.
Trump’ın açıklamasının ardından İsrail, İsfahan’ı bombalıyor.
Şimdi sormazlar mı: Bu ne lahana, bu ne turşu?
Ama mesele sadece bugünün çelişkisi değil…
Ortada tekrar eden bir film var.
İran daha önce de müzakereye çağrıldı. Maddeler konuşulmaya başlandı.
Tam anlaşmaya yaklaşılmışken ne oldu?
İsrail devreye girdi. İran hedef alındı. Ali Hamaney öldürüldü.
Masadaki diplomasi süreci sahadaki saldırıyla kesildi.
Bu noktada insanın aklına şu soru geliyor: Bu gerçekten diplomasi miydi, yoksa planlı bir oyalama mıydı?
Yani masa bir kamuflaj, bir taktik ve bir tuzakmıydı?
Şimdi aynı senaryo tekrar sahneleniyor olamaz mı?
Yine “görüşme” çağrıları…
Yine “müzakere” vurgusu…
Peki bu sefer masa ne için kuruluyor?
Gerçekten barış için mi?
Yoksa yeni bir saldırıya zemin hazırlamak için mi?
İran cephesinden gelen mesajlar net:” Kesinlikle hayır, görüşme olmadı” deniyor.
Çünkü aynı tuzağa bir kez daha düşmek istemiyorlar.
İşin bir de Netanyahu cephesi var.
Bugün koalisyon ortaklarını ve tüm partileri toplantıya çağırdı.
Zamanlama manidar….
Şu an bu oyunun merkezinde
Hürmüz Boğazı var.
Çünkü Hürmüz Boğazı, küresel enerji koridorunun en stratejik dar boğazlarından biridir.
Günlük bazda küresel ham petrol akışının yaklaşık %20’si bu dar geçitten dünyaya yayılıyor.
İran, boğazın güvenliğini tartışmaya açarak aslında tüm dünyaya mesaj veriyor.
Yani burada yaşanacak bir gerilim…
Sadece bölgeyi değil, tüm dünya ekonomisini sarsacak bir fay hattı demek.
Bir tarafta İran…
Bir tarafta ABD…
Öte tarafta İsrail…
Körfez ülkeleri…
Rusya, Çin ,Avrupa…
Adeta “yedi kocalı” bir boğaz.
Herkesin gözü onun üzerinde…
Herkesin hesabı bir başka…
İran masaya Hürmüz’ü koyuyor.
Çünkü orası sadece bir boğaz değil…
Yedi düvele karşı elindeki en büyük koz.
Hürmüz’ün kapanması demek:
Petrol fiyatlarında sıçrama…
Küresel piyasalarda panik…
Ekonomilerde sarsıntı demek.
Nitekim Trump’ın açıklamalarıyla birlikte ham petrolün varilinin 92 dolara düşmesi bu gerilimin bir yansıması olsa gerek.
Çünkü mesele sadece İran–İsrail meselesi değil…
Mesele aynı zamanda küresel güç mücadelesi.
Ticaret yolları, enerji hatları ve büyük hesaplaşmalar…
Düne kadar “İran’ın askeri gücünü yok ettik” diyen bir dil…
Bugün “İran’la görüşüyoruz” diyen bir dil…
İkisi aynı anda doğru olamaz.
Ya yok ettinse — konuşacak kimse kalmaz. Ya konuşuyorsun — demek ki ortada hâlâ güçlü bir devlet var.
Küresel enerji arzı için kritik bir geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’ ABD tarafından artık en öncelikli hedef…
Trump gerçekten bir barış mı istiyor? Yoksa, Hürmüz Boğazına kara hareketi yapmak için zaman mı kazanmak istiyor?
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin ” Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler” dediği gibi bir beş gün daha bekleyelim….
Selam ve saygıyla…
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap