Dünya genelinde enflasyonla mücadele yeni bir evreye girerken, dev merkez bankaları farklı rotalar çizmeye başladı. ABD’de enflasyonun dirençli seyri faiz indirimlerini ertelerken, Avrupa ve İngiltere “bahar indirimi” için gün sayıyor. Bu ayrışma, döviz kurlarında yeni bir dalgalanma dalgasını tetikliyor.
Mart 2026 – ÖZEL HABER
Küresel piyasalar, Mart ayında merkez bankalarından gelecek kritik kararlara kilitlenmiş durumda. Geçtiğimiz iki yıl boyunca eş zamanlı olarak faiz artıran devler, artık enflasyonun hızına ve ekonomik büyüme verilerine göre birbirlerinden ayrışan stratejiler izliyor.
ABD Federal Rezervi (Fed), Ocak toplantısında faizleri %3,50 – 3,75 bandında sabit tutarak piyasalara “acele etmeyeceğiz” mesajı vermişti. Mart ortasında yapılacak toplantı öncesinde gelen veriler, enflasyonun %2,7 seviyelerinde “yapışkan” kaldığını gösteriyor. Analistler, Fed’in Mart ayında da faizleri sabit tutma ihtimalini yüksek görüyor. Bu durum, doların küresel ölçekte güçlü kalmaya devam etmesine neden oluyor.
ABD’nin aksine, Avrupa cephesinde disinflasyon süreci daha hızlı ilerliyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ise 2026 yılı yol haritasında “fiyat istikrarı” vurgusunu koruyor. Ocak ayında politika faizini %37’ye çekerek kademeli bir gevşeme sinyali veren TCMB, Mart ayı için likidite yönetimine ve döviz arz-talep dengesine odaklanmış durumda. Asgari ücret artışının enflasyon üzerindeki etkileri ve döviz kurlarındaki stabilite, Mart ayı kararında belirleyici olacak.
Merkez bankaları arasındaki bu faiz farklılaşması (divergence), döviz piyasalarında volatiliteyi artırıyor. Fed’in yüksek faizde ısrar etmesi doları desteklerken; ECB ve BoE’den gelecek indirim sinyalleri Euro ve Sterlin üzerinde baskı yaratabilir. Bu durum, özellikle gelişmekte olan piyasalar için sermaye akışlarını doğrudan etkileyen bir risk unsuru olarak görülüyor.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,