“Geçmiş asla ölmez, hatta geçmiş bile değildir.” Ünlü yazar William Faulkner’ın bu sözü, Vatikan’ın en sıkı korunan gizli arşivlerinde saklandığı iddia edilen efsanevi bir cihazla adeta ete kemiğe bürünüyor: Kronovizör.
İnsanlığı asırlardır peşinden sürükleyen “zaman yolculuğu” fikrini, fiziki olarak seyahat etmek yerine “geçmişi bir televizyon ekranı gibi canlı izlemek” boyutuna taşıyan bu iddia, dijital çağda kitlelerin hafızasını tazeleyecek en çarpıcı modern mitlerden biri. Peki, insanlığın kolektif bilincini ve inanç tarihini kökten sarsabilecek bu aygıt gerçekten var oldu mu, yoksa kitleleri arkasından sürükleyen kusursuz bir kurgudan mı ibaret?
Hikayenin merkezinde, 1950’li yıllarda İtalyan bir rahip, aynı zamanda saygın bir fizikçi ve müzikolog olan Pellegrino Ernetti yer alıyor. Ernetti’nin teorisi, aslında bugün bile kuantum fiziğinin kıyılarında gezinen sıra dışı bir mantığa dayanıyordu: Evrende meydana gelen hiçbir ses ve ışık dalgası tamamen yok olmaz. Sadece enerji değiştirerek uzay-zamanda birer “yankı” halinde yüzmeye devam eder.
İddiaya göre Ernetti; aralarında ünlü kuantum fizikçisi Enrico Fermi ve dahi roket bilimci Wernher von Braun’un da bulunduğu 12 kişilik ultra-seçkin bir bilim grubuyla gizli bir proje yürüttü. Geliştirdikleri katot ışınlı, gizemli metallerden oluşan antenli cihaz, uzay-zamanda asılı kalan o elektromanyetik kalıntıları yakalayıp ekrana yansıtıyordu. Bir nevi, geçmişin frekansını yakalayan bir “zaman televizyonu” kurulmuştu.
Peder Ernetti ve ekibinin bu vizörden nereleri izlediğine dair öne sürdüğü iddialar ise sansasyonel boyutlardaydı:
1972 yılında İtalyan La Domenica del Corriere gazetesinde, bu cihazın ekranından çekildiği iddia edilen bir Hz. İsa fotoğrafı yayımlandığında dünya adeta yerinden oynadı. İnsanlık, tarihin en büyük sırrına çıplak gözle baktığını düşünüyordu.
Tarihsel ve analitik bir süzgeçten geçirildiğinde, Kronovizör efsanesi kısa sürede bilim dünyasının sert duvarına tosladı. Gazetede basılan o meşhur fotoğrafın, İtalya’daki Collevalenza Kilisesi’nde bulunan ahşap bir İsa heykelinin ters çevrilmiş kopyası olduğu kanıtlandı.
Ancak komplo teorilerini asıl canlı tutan hamle, bizzat Vatikan’dan geldi. Vatikan, 1988 yılında ani ve son derece sert bir kararname yayımlayarak; “böyle bir cihazı kullanan, ifşa eden ya da üzerinde çalışan herkesin derhal aforoz edileceğini” duyurdu. Bilim insanları bunu Kilise’nin adını asılsız spekülasyonlardan koruma çabası olarak görse de, sürü psikolojisinin gizemli hikayelere olan açlığı bunu “Korkunç gerçeğin resmi olarak gizlenmesi” şeklinde yorumladı.
Peder Ernetti, 1994’teki ölüm döşeğinde bile cihazın gerçek olduğunu, ancak insanlığın özgür iradesini ve mahremiyetini tamamen yok edebileceği (çünkü bu cihazla hiç kimsenin hiçbir sırrı gizli kalamazdı) gerekçesiyle Vatikan tarafından sökülerek gizli mahzenlere kaldırıldığını savundu.
Kronovizör, modern fiziğin kurallarına göre imkansız; bir gazetecilik gözüyle bakıldığında ise kitlelerin manipülasyona ve gizemlere ne denli açık olduğunu gösteren muazzam bir turnusol kağıdıdır. Gerçek ya da kurmaca; bu efsane bize insan aklının sınırları zorlama arzusunu ve gücü elinde bulunduran yapıların sakladığı “görünmeyen” dünyalara duyulan o ezeli merakı hatırlatmaya devam ediyor.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,