Çocuklarımızın sağlığı ve geleceği üzerinde kapalı kapılar ardında yürütülen kirli hesaplar, son günlerin en karanlık gündemi haline geldi. Bebeklere ve çocuklara adeta bir “deney materyali” muamelesi yaparak, 50 doz aşı dayatmasını içeren kanun teklifi meclis çatısı altına kadar girdi. Ancak asıl rezalet, bu teklifin içeriği kadar, altındaki imzaların sahiplerinin sergilediği pişkin tavırda gizli!
Halkın vekaletini alarak o koltuklara oturan milletvekilleri, şimdi çıkmış kamuoyuna “Haberimiz yoktu, okumadan imza attık” masalı anlatıyor. Soruyoruz: Siz oraya noterlik yapmaya mı gittiniz, yoksa bu milletin evlatlarının hakkını, hukukunu ve can güvenliğini korumaya mı?
Bir yasa teklifinin altına imza atmak, o projenin her kelimesini onaylamak demektir. “Okumadık” demek, görevini ihmal etmekten öte, millete karşı büyük bir ciddiyetsizliktir. Eğer okumuyorsanız, o kürsülerde ne işiniz var?
Ortada gizli saklı bir durum da yok! KADEM üyesi ve DEVA Partisi Milletvekili Elif Esen, meclis kürsüsünden bu düzenlemeyi ballandıra ballandıra anlatırken, salon alkış sesleriyle inliyordu. Herkesin gözü önünde cereyan eden bu sahnelerden sonra “bilmiyorduk” demek, halkın zekasına hakaret etmektir.
Tablo net: Kürsüde alkış tutanlar, tepki gelince “haberimiz yoktu” diyerek siper alıyor. Bu çelişki, siyasi bir manevra değil; apaçık bir dürüstlük krizidir.
50 doz aşı gibi, çocuk bünyesinin kaldıramayacağı ve bilimsel vicdanlarda karşılığı olmayan bir dayatmayı “sağlık” adı altında pazarlamaya çalışmak tek kelimeyle vicdansızlıktır. Bu yasanın mutfağında kimler var? Hangi küresel lobilerin eli bu teklifin içinde?
Millet, çocuklarının beden dokunulmazlığını kimsenin siyasi ikbaline veya dikkatsizliğine kurban etmeyecek. “Bilmiyorduk” diyen vekiller, ya attıkları imzanın arkasında duracak kadar cesur olsunlar ya da o koltukları layıkıyla dolduracak isimlere bıraksınlar.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,