Filistin için ayağa kalkan insanlık, Pekin’in ekonomik gücü karşısında neden diz çöküyor? Müslüman coğrafyası ve Türkiye, Doğu Türkistan’da yaşanan modern çağın en büyük soykırımına karşı daha ne kadar susacak?
Bugün dünya, adalet terazisinin tamamen kırıldığı, vicdanların jeopolitik çıkarlara ve milyarlarca dolarlık ticaret hacimlerine kurban edildiği karanlık bir döneme şahitlik mi ediyor? Gazze’de yaşanan insanlık dramına karşı haklı olarak sesini yükselten, sokakları inleten ve diplomatik arenaları harekete geçiren İslam alemi, konu Doğu Türkistan olduğunda neden derin, utanç verici ve sağır edici bir sessizliğe gömülüyor?
Kutsal değerlerin savunuculuğunu üstlendiğini iddia eden ülkeler, Doğu Türkistanlı kardeşlerinin feryadını ne zaman duyacak? Yoksa Çin’in ekonomik gücü, mazlumun kanından daha mı değerli?
Doğu Türkistan’dan sızan her bilgi, insanlığın alnına kara bir leke gibi kazınmaktadır. Bugün bölgede, sözde “uyum ve entegrasyon” adı altında, Türk ve Müslüman ailelerin evlerine Çinli erkek memurlar yerleştiriliyor. “Kardeş Aile” adı verilen bu faşizan uygulama, evler mahremiyetini kaybetsin, dinini yaşamak isteyen kadınlar ve küçücük çocuklar sistematik tacize, tecavüze ve asimilasyona maruz kalsın diye bizzat devlet eliyle yürütülüyor.
Toplama kamplarında kadınların zorla kısırlaştırıldığı, namusların çiğnendiği, inançların ayaklar altına alındığı bir düzende; İslam dünyasının liderleri Pekin ile imzalanacak ekonomik anlaşmaların, “Kuşak ve Yol” projelerinin ve ucuz kredilerin hesabını mı yapıyor?
Tarihsel, kültürel ve soy bağlarıyla Doğu Türkistan’ın hamisi olması gereken Türkiye’nin takındığı “temkinli” ve “dengeli” bir politika mı? Eğer öyle ise Türk milletinin vicdanını derinden yaralamıyor mu? Kamuoyundaki tüm hassasiyete ve infiale rağmen, Ankara Pekin ile ilişkileri germemek adına mı sessiz kalıyor ? Doğu Türkistan davasını diplomatik masalarda yalnızlığa mahkum etmiyor mu? Sınırların ötesindeki mazlumlara sahip çıkma iddiasındaki bir dış politikanın, Doğu Türkistan’daki çığlığı görmezden gelmesi tarihi bir çelişki değil midir?
Filistin için gösterilen haklı ve asil direniş, ne yazık ki Doğu Türkistan söz konusu olduğunda iki yüzlü bir sessizliğe dönüşüyor. Çin, 11 Eylül sonrasının “terörle mücadele” argümanlarının arkasına sığınarak bir halkın kökünü kazırken, İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler Çin’in bu insanlık dışı kamplarını “mesleki eğitim merkezi” olarak selamlayan bildirilere imza atabiliyor.
Açıkça Uyarıyoruz:
İnsan hakları ve kardeşlik hukuku, ülkelere ve ekonomik çıkarlara göre esnetilebilecek bir sakız değildir! Doğu Türkistan’daki zulme Çin’in parası ve siyasi gücü hatırına göz yumanlar, yarın tarih önünde ve maşeri vicdanda suç ortağı olarak anılacaktır. Müslümanların namusu, iffeti ve inancı Pekin’in yatırımlarına kurban edilemez.
Bugün Doğu Türkistan için susanlar, yarın adaletten ve insanlıktan bahsetme hakkını sonsuza dek kaybedeceklerdir. Bu utanç duvarı yıkılmalı, zulme karşı tek bir ses olunmalıdır!
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,