SON DAKİKA
--:--:--
Nurhayat Volkan

SUÇLU KİM?

Bağlantı kopyalandı!

AYNASI OLMAYANLARIN DÜNYASI: SUÇLU KİM?

​Hayat bazen bizi öyle bir labirentin içine bırakır ki, çıkışı ararken aslında hiç girmememiz gereken bir tünelde buluruz kendimizi. Yolumuzu kesen, enerjimizi emen ve bizi kendimizden şüphe ettiren bir insan tipi vardır. Onları tanımak için çok uzağa gitmeye gerek yok; belki iş yerinizde yan masanızda oturuyorlar, belki sosyal medyada bir yorumun arkasına gizleniyorlar, belki de en acısı, hayatınızın tam merkezinde yer alıyorlar.

​Kim mi bu insanlar? İçindeki kini ve nefreti bir zırh gibi kuşanan, kendi kusurlarını görmemek için gözlerini kör eden, ama karşısındakini aşağılamak için adeta mikroskop kullananlar…

​Kendi Karanlığının Faturasını Başkasına Kesmek

​Bu karakter yapısının en büyük mahareti, sizi kendi sahasına çekip orada köşeye sıkıştırmaktır. Önce sinsice örülmüş bir duvarın arkasından sizi izlerler. İçlerindeki tatminsizliği, eksikliği ve mutsuzluğu hafifletmenin tek yolunu, başkasını değersizleştirmekte bulurlar. Sizi küçümser, kelimeleriyle döver, aşağılar ve nihayetinde hareket edemeyeceğiniz o dar köşeye hapsettiklerinde nihai darbeyi vururlar:

“Sen suçlusun!”

​Tuhaf bir psikolojik illüzyondur bu. Sizi haksızlığa uğratan, canınızı yakan, sınırlarınızı ihlal eden kendileridir; ama günün sonunda mahkeme salonunda sanık sandalyesine oturan yine siz olursunuz. O kadar profesyonel bir “kurban” rolü oynarlar ki, bir an için durup “Acaba gerçekten hata bende mi?” diye kendinizi sorgularken bulursunuz. İşte tehlike tam olarak burada başlar. Çünkü onların asıl zaferi, sizin haklılığınızdan şüphe etmeye başladığınız o ilk andır.

​Lugatlarında Olmayan O Kelime: “Affedersin”

​Bu insanların ruhunda, hamurunda çok büyük bir eksiklik vardır: Onların asla “affedersin” deme duygusu olmaz.

​Dünyayı altüst etseler, kalbinizi paramparça bıraksalar, haksızlıkları ayyuka çıksa bile dillerinden bir tek pişmanlık kırıntısı dökülmez. Çünkü “affedersin” demek; bir vicdana sahip olmak, sorumluluk almak ve egoyu yere indirmek demektir. Oysa onların kibri, bir insanı kaybetmeyi göze alır ama kendi hatasını kabul etmeyi asla göze alamaz. Haklı çıkmak onlar için bir ölüm kalım meselesidir. Sizi ezip geçerler ama dönüp bir “kusura bakma” bile demezler; aksine, o kırık dökük halinizle bile sizi suçlamaya devam ederler.

​Sıfır Özfarkındalık, Sonsuz Kibir

​Psikolojide buna bir nevi “yansıtma” deniyor. Kendi içindeki çirkinliği, tahammülsüzlüğü ve kötülüğü taşıyamayacak kadar zayıf olan insan, bu yükü bir başkasının omuzlarına bırakıp hafiflemek ister. Bu yüzden onların dünyasında “ayna” yoktur. Kendilerine bakacak, kendi yüzlerindeki çamuru görecek cesaretleri hiç olmamıştır. Onlar için sadece dışarısı vardır; suçlanacak, aşağılanacak ve üzerine basılarak yukarı tırmanılacak “ötekiler”…

​Bir insan neden nefretle beslenir? Neden karşısındakini ezerek büyümeye çalışır? Çünkü kendi içini sevgiyle, başarıyla ya da üreterek dolduramayanlar, ancak başkalarının alanını daraltarak kendilerine yer açabilirler. Köşeye sıkıştırma taktiği, aslında kendi sıkışmışlıklarının dışa vurumudur.

​O Köşeden Çıkma Zamanı

​Peki, bu insanlara karşı ne yapmalı? Onlarla aynı dili konuşup, aynı çamurlu sahada futbol oynamaya çalışmak sadece zaman ve ruh sağlığı kaybıdır. Çünkü onlar bir gerçeği bulmak, bir sorunu çözmek veya helalleşmek için orada değillerdir. Onların tek derdi, kendi senaryolarındaki “kötü karakter” rolünü size başarıyla oynatmaktır.

​Bu döngüyü kırmanın tek bir yolu var: O köşeden çıkmak ve mahkemeyi terk etmek.

​Size doğrultulan o suçlayıcı parmağın, aslında sahibinin zavallılığını gösterdiğini fark ettiğiniz an özgürleşirsiniz. Haklılığınızı veya canınızın ne kadar yandığını, bir kez olsun “affedersin” diyemeyecek kadar kalbi katılaşmış birine kanıtlayamazsınız. Bırakın, onlar kendi yarattıkları kin ve nefret labirentinde kendi gölgeleriyle savaşmaya devam etsinler.

​Siz pencerelerinizi açın, derin bir nefes alın ve ruhunuzu daraltan o insanlarla aranıza, aşılması imkansız mesafeler koyun. Çünkü hayat, aynası olmayanların yalanlarını dinlemek ve hiç gelmeyecek özürleri beklemek için çok kısa.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları
Nurhayat Volkan
Nurhayat Volkan Yüce Allah Bizi Birbirimize Emanet Etmedi mi? Bu Hoyrat Sessizlik Neden?
Nurhayat Volkan
Nurhayat Volkan Dünya Bir Gün, O da Bugün!
Nurhayat Volkan
Nurhayat Volkan Zihinde Kesilen Biletin İptali Olmaz!
Nurhayat Volkan
Nurhayat Volkan Canım Annem
Nurhayat Volkan
Nurhayat Volkan Polisin Hakkı Ödenmez!
Nurhayat Volkan
Nurhayat Volkan Nezaketin İflası!
Yazarlarımız
Güncel Türkiye ve Dünya'dan Gelişmeler
International Hayat Haber

Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,

Copyright © 2020 - 2026 Tüm hakları İnternationalhayathaber.com saklıdır.
Translate »