Gaziantep’teki Erikçe Parkı mesire alanında vatandaşları rahatsız eden şahıslara yönelik gerçekleştirilen emniyet müdahalesi, sosyal medyada yine bildik bir algı operasyonuna dönüştürüldü. Olayın perde arkasındaki asıl mağdurlar ve vatandaşın şikayeti görmezden gelinirken, dijital platformlarda adeta organize bir şekilde polislerin açıklarının aranması ve hedef gösterilmesi dikkat çekiyor.
Olay günü mesire alanında aileleriyle huzur içinde vakit geçiren vatandaşların ihbarı ve imdat çağrısı üzerine harekete geçen emniyet güçleri, çevreye ciddi şekilde rahatsızlık veren şahısları kontrol altına almak için müdahalede bulundu. Ancak suçüstü yakalanan ve kelepçelenerek gözaltına alınan şüpheliler, cezadan kurtulmak adına hemen “mağduriyet” algısının arkasına sığındı.
Saha gözlemleri ve uzman analizleri, bu tür durumlarda şahısların bilinçli olarak kolluk kuvvetlerini kışkırttığını, tahrik ettiğini ve ardından sadece polisin tepki verdiği o birkaç saniyelik anları kayda alarak servis ettiğini gösteriyor. Burada amaç; işlenen asıl suçu (kamu düzenini bozma, taciz, taşkınlık) unutturup, polisi “orantısız güç kullanan” bir figür gibi yansıtarak kendini aklamaktır.
Olay anına ait görüntülerin kırpılarak ve bağlamından koparılarak sosyal medyaya servis edilmesi, akıllara “Polis kasıtlı olarak mı gafil avlanmak isteniyor?” sorusunu getiriyor. Belirli odaklar, sosyal medyadaki manipülatif sayfalar ve bot hesaplar aracılığıyla her polis müdahalesini köpürterek “devlet vatandaşına baskı yapıyor” imajı çizmeye çalışıyor. Polisin açıklarını arayan, her anı pusuya yatmış gibi bekleyen bu yapılar, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmek için kolluk kuvvetlerini birer hedef haline getiriyor.
Tartışmaların odağında gözden kaçırılan en acı nokta ise, polisin oraya kendi keyfi doğrultusunda değil, bir vatandaşın huzurunu ve can güvenliğini koruma amacıyla gitmiş olmasıdır.
Eğer emniyet güçleri o taşkınlığa müdahale etmeseydi, bugün aynı çevreler “Polis görevini yapmıyor, güvenliğimiz yok” çığırtkanlığı yapacaktı. Müdahale edildiğinde ise “Polis sert davrandı” eleştirileri yükseliyor. Mesire alanında ailesiyle güvenle oturmak isteyen, rahatsız edilen ve polisi arayan o asıl mağdur vatandaşın hakkı ve psikolojisi, medyadaki bu gürültü arasında kasten sümen altı ediliyor.
Kamu Düzeni Kimlere Emanet Edilecek?
Bir toplumda polisin otoritesi ve eli zayıflatılırsa, meydan taşkınlık yapanlara, suçlulara ve huzur bozanlara kalır. Polisin göreve giderken arkasında hissetmesi gereken en büyük güç kamu vicdanı ve hukukun koruyuculuğudur.
Olayı çarpıtanların asıl hedefi polis memurları değil, o memurların temsil ettiği kamu düzenidir. Bu yüzden asıl sorgulanması gereken; polisin müdahale biçimi değil, “O polis oraya neden çağrıldı ve o şüpheliler çevreye rahatsızlık verme cesaretini kimden alıyor?” sorusudur. Emniyet teşkilatının bu tarz algı operasyonlarına karşı en büyük kalkanı, müdahale anlarında kendi göğüs kameraları gibi resmi kayıt mekanizmalarıyla olayın gerçeğini ilk andan itibaren şeffafça ortaya koyması olacaktır.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,