Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde yaşanan bir trafik kazasının ardından basına yansıyan bir cümle, aslında memleketin yıllardır çözemediği büyük bir zihniyet sorununu bir kez daha gözler önüne serdi;
“Sen benim kim olduğumu biliyor musun?”
Bu cümleyi hemen hemen hepimiz hayatımızın bir döneminde duymuşuzdur.
Trafikte, devlet dairesinde, belediyede, hastanede, ihale masalarında, hatta bazen sıradan günlük ilişkilerde…
Bir insanın kim olduğunu söyleme ihtiyacı duyması normaldir.
Ancak mesele, bunu bir tanışma amacıyla değil de bir üstünlük, ayrıcalık ve tehdit aracı olarak kullanmaya başladığında ortaya çıkar.
Çünkü bu sözün gizli anlamı şudur:
“Kurallar herkese uygulanabilir ama bana uygulanamaz.”
İşte problem tam da burada başlıyor.
Demokrasilerde önemli olan kişinin kim olduğu değil, yaptığı işin ne olduğudur.
Hukukun üstün olduğu toplumlarda isimler değil, kurallar konuşur.
Makamlar değil, adalet belirleyicidir.
Vatandaşın gücü, tanıdığı kişilerden değil, sahip olduğu haklardan gelir.
Fakat yıllardır oluşan yanlış anlayış, bazı insanlara kendilerini hukukun üzerinde görme cesareti vermiştir.
Bir trafik kazasına karışır:
“Sen benim kim olduğumu biliyor musun?”
Polis görevini yapar:
“Sen benim kim olduğumu biliyor musun?”
Memur mevzuatı hatırlatır:
“Sen benim kim olduğumu biliyor musun?”
Oysa asıl sorulması gereken soru şudur:
“Sen kendini ne sanıyorsun?”
Çünkü hukuk devletinde herkesin kim olduğu bellidir.
Kimimiz işçiyiz, kimimiz esnaf, kimimiz memur, kimimiz siyasetçi, kimimiz gazeteci…
Ne yazık ki bazı insanlar makamı kişiliğiyle karıştırıyor.
Koltuğun sağladığı geçici gücü kendi karakterinin bir parçası zannediyor.
Oysa makamlar gelip geçicidir.
Tarih bunun örnekleriyle doludur.
Dün, “Beni tanıyor musun?” diye soranların çoğu bugün hatırlanmıyor bile.
Ama dürüstlüğüyle, adaletiyle ve tevazusuyla iz bırakan insanlar hâlâ saygıyla anılıyor.
Aslında gelişmiş toplumlarla geri kalmış toplumlar arasındaki farklardan biri de tam burada ortaya çıkıyor.
O yüzden Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde duyulan bu söz, sadece bir kişinin öfke anında söylediği bir cümle olarak görülmemelidir.
Bu ifade, yıllardır toplumun bazı kesimlerinde yerleşmiş olan ayrıcalık kültürünün adeta bir dışa vurumudur.
Artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Bir ülkede insanlar haklarına mı güveniyor, yoksa tanıdıkları kişilere mi?
Eğer bir toplumda bazıları hâlâ kuralların kendileri için geçerli olmadığını düşünüyorsa, sorun yalnızca o kişilerde değil, bu anlayışın yaşamasına izin veren toplumsal kültürdedir.
Bu nedenle mücadele etmemiz gereken şey sadece kişiler değil, kişileri hukukun üstünde gören zihniyettir.
Son söz: Hukukun üstün olduğu bir ülkede hiç kimsenin “Benim kim olduğumu biliyor musun?” deme ayrıcalığı yoktur.
Selam ve saygıyla…
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap