
Türkiye son yıllarda görev başındaki polislerin yaşadığı ağır psikolojik baskıları ve bu baskıların yol açtığı üzücü kayıpları konuşurken, Adıyaman’dan yükselen bir ses “vicdanların sesi” olmaya çalışıyor. Eski bir trafik polisi memurunun eşi, kamu haklarını korumak isterken eşinin bir “hukuk çıkmazına” sürüklendiğini iddia ederek yetkililere sesleniyor.
İddialara göre olay, Adıyaman’da görevli bir polis memurunun, tonaj sınırının çok üzerinde yük taşıyarak devletin yollarına zarar verdiği öne sürülen araçlara karşı yasal işlem başlatmasıyla başladı. Memurun eşi; 85 milyonun hakkı olan yolların korunması için verilen bu mücadelenin, kısa sürede eşine yönelik bir baskı sürecine dönüştüğünü öne sürüyor.
Son dönemde emniyet teşkilatında artış gösteren ve hepimizi derinden sarsan “kendi canına kastetme” vakalarına dolaylı bir atıfta bulunan acılı eş, eşinin içinden geçtiği süreci şu dikkat çekici cümlelerle ifade ediyor:
“Eşim, o karanlık tünelin sonundaki çaresizliğe teslim olmadı, olmayacak. Ona dayatılan tüm psikolojik zorluklara ve ‘tükenmişlik’ sendromuna rağmen, o onuruyla adaleti beklemeyi seçti.”
Bu ifadeler, aslında baskı altındaki birçok memurun yaşadığı ruhsal daralmaya ve bu memurun o baskılara karşı gösterdiği yüksek iradeye işaret ediyor.
Haberimize konu olan iddiaların odağında ise 49 aydır bir ilerleme kaydedilmediği öne sürülen “müşteki dosyası” yer alıyor. Ailenin ve kamuoyunun merak ettiği temel sorular şunlar:
Bu haber bir suçlama değil, bir adalet arayışıdır. İlgili bakanlıkların ve mülki amirlerin, Adıyaman’da görev yapmış bu polis memurunun dosyasını yeniden, tarafsız bir gözle incelemesi; hem bir ailenin mağduriyetini giderecek hem de teşkilat içindeki “dürüstlük” motivasyonunu artıracaktır.
Unutulmamalıdır ki; adaletin geç tecelli etmesi, adaletsizliğin en ağır biçimidir!




http://www internationalhayathaber.com
Diger Haberler:
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,