“Teşhis tedavinin yarısıdır.”özdeyişi doğru teşhisin, tedavinin en önemli adımı olduğunu vurgulayan, kökleri İbn-i Sina’ya kadar uzanan kadim bir tıbbi gerçeği ifade eder.
Hastalığın kaynağını doğru belirlemek, etkili bir tedavi planının önünü açar; yanlış müdahalelerin ise önüne geçer.
Bu yaklaşım yalnızca tıpla sınırlı değildir.
Toplumsal sorunlara baktığımızda da aynı ilkenin geçerli olduğunu açıkça görürüz.
Bugün eğitimde yaşanan şiddet olayları bize net bir şey söylüyor.
Biz hâlâ eğitimdeki şiddete doğru teşhisi koyamıyoruz.
Şanlıurfa’da, Kahramanmaraş’ta yaşananlar birer sonuçtur.
Ama biz, ısrarla sonuçlarla uğraşıyor; sebepleri görmezden geliyoruz.
Okul kapılarına güvenlik görevlisi koymak, denetimleri artırmak…
Evet, bunlar gereklidir.
Ama kimse kusura bakmasın. Bunlar çözüm değildir.
Çünkü mesele okul kapısında başlamıyor.
Mesele ailede başlar.
Sevginin, ilginin ve sağlıklı iletişimin eksik olduğu bir ortamda büyüyen çocuk, duygularını yönetmeyi öğrenemez; bastırır, biriktirir ve sonunda yanlış şekilde dışa vurur.
Mesele sosyal çevrede büyür.
Aidiyet duygusu zayıflayan, dışlanan ya da yanlış çevrelere itilen genç, kendine bir yol aramaz; kendini kaybeder.
Mesele eğitim sisteminde derinleşir.
Sadece sınav odaklı, insanı ihmal eden bir yapı; karakter inşasını, değer eğitimini ve vicdanı geri plana iter.
Ve en tehlikelisi:
Şiddetin sıradanlaştığı bir toplumda çocuklar, gördüklerini normal kabul etmeye başlar.
Oysa esas olan, sorun ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek değil; daha ortaya çıkmadan önlem almaktır.
Tıptaki adıyla: koruyucu hekimlik. Eğitimdeki karşılığıyla: önleyici ve bütüncül bir yaklaşım…
Ama biz ne yapıyoruz?
Her olaydan sonra birkaç sert açıklama, birkaç geçici tedbir…
Sonra unutuyoruz.
Ta ki bir sonraki “sonuç” karşımıza çıkana kadar.
Türkiye’de pek çok olay aslında önceden sinyal verir.
“Ben geliyorum” der.
Kahramanmaraş’taki son olay da böyleydi.
İşaretler vardı. Uyarılar vardı.
Ama ya görülmedi ya da görmek istenmedi.
Şimdi kendimize şu soruyu dürüstçe sormak zorundayız:
Biz gerçekten sorunu çözmek mi istiyoruz, yoksa sadece günü mü kurtarmak istiyoruz?
Çünkü gerçek çözüm, cesaret ister. Gerçek teşhis, yüzleşme ister.
Önce teşhisi koymak zorundayız.
Çünkü teşhis konmadan yapılan her müdahale, sorunu çözmez… sadece erteler.
Selam ve saygıyla…
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap