Vatan toprağı söz konusu olduğunda bu milletin feraseti de, duruşu da bellidir: “Kendi göbeğimizi kendimiz keseriz.” Son dönemde Adana’da kurulan yeni NATO karargâhı, Temmuz’da Ankara’da yapılacak zirve ve bitmek bilmeyen askeri hareketlilik haberleri gündemi meşgul ediyor. “Stratejik ortaklık” diyorlar, “kolektif savunma” diyorlar… Ancak biz, halkın nabzını tutanlar ve hakikati arayanlar olarak sormak zorundayız: Dünyanın en disiplinli, en güçlü ordularından birine sahip olan bu devlete, Türk askeri yetmiyor mu?
Bizim Mehmetçiğimiz, dünyanın en zorlu coğrafyalarında tek başına destan yazarken; Gabar’da, sınır ötesinde, mavi vatanda kuş uçurtmazken; “koordinasyon” adı altında yabancı bir komuta merkezine neden ihtiyaç duyuluyor? Bu masada bizim sözümüzün üstüne söz söylenecek mi, yoksa kararlar yine bir yerlerin çıkarlarına göre mi şekillenecek?
Şimdi idarecilere, milletin o dobra mantığıyla sorma vaktidir:
Şunu kimse unutmasın; Türk askeri her şeye muktedirdir. Eğer bu yapılanlar sadece diplomatik bir vitrin süslemesiyse, bu milletin feraseti bunu er ya da geç görür. Bizim için aslolan, kendi birliğimiz ve kendi silahımızdır.
Dost görünenlerin planlarına karşı uyanık olmak, “hak hak” diye bağıranların samimiyetini sorgulamak bizim boynumuzun borcudur. Çünkü biz biliyoruz ki; kendi gücüne güvenmeyen, başkasının gölgesinde ancak piyon olur.
Halk soruyor, biz yazıyoruz. Cevabı verecek olanlar ise bellidir.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap