
Türkiye’de bazı gerçekler var ki hiç değişmez…
Enflasyon deriz, hayat pahalılığı deriz, piyasa koşulları deriz…
Bir market rafına bakın…
Etiket başka konuşur, kasa başka. Gramaj küçülür, fiyat büyür. Kalite düşer, bahaneler üretilir.
Peki bütün bunlar olurken kim bunları denetleyecek dersiniz?
Bugün gelinen noktada, denetim mekanizmasının sahadaki gücü ciddi biçimde tartışmalıdır.
Ticaret Müdürlüklerinde görev yapan personelin sınırlı sayıda olması ve mevcut iş yüküyle tüm piyasayı kapsayacak bir denetim yürütmesi fiilen mümkün değildir.
Zaten gelen şikâyet ve ihbarlara yetişmekte zorlanan bir yapının, sahayı anlık ve sürekli kontrol etmesini beklemek de gerçekçi değildir.
Bu tablo ortadayken piyasadaki boşluk büyümekte, kuralsızlık adeta bir alışkanlığa dönüşmektedir.
Trafikte bir sistem var:
Fahri Trafik Müfettişliği … Vatandaş görür, bildirir, sistem işler.
Peki ticari hayatta ve nihai tüketici olan vatandaş neden sadece “izleyen” bir konumda kalsın?
Neden bu ülkenin insanı trafikte göz olurken, market rafında, kasada, etiket oyunlarında tüketici olarak denetleyen ve raporlayan olmasın ?
Bugün sorun birkaç işletme değil.
Sorun, denetim boşluğunun normalleşmesidir. Fırsatçılık ve kuralsızlık artık istisna değil, rutin bir hâle gelmiştir.
Buradan Ticaret Bakanlığı’na açık bir çağrı yapmak istiyorum:
Fahri Ticaret Müfettişliği uygulaması hayata geçirilmelidir.
Vatandaşın gördüğü fahiş fiyat, aldatıcı etiket, haksız artış ve benzeri ihlaller kurumsal bir sistem üzerinden bildirilebilmeli; denetim mekanizması sahada vatandaşın gözüyle güçlendirilmelidir.
Bu bir ceza kesme yetkisi değildir. Bu bir linç mekanizması hiç değildir. Bu, vatandaşın gördüğü haksızlığı resmi kanala taşıma hakkının kurumsallaştırılmasıdır.
Çünkü bugün gerçek şudur:
Denetim yetersizdir. Mevcut personel sayısı ve iş yüküyle sistemin her noktaya yetişmesi mümkün değildir.
Öte yandan ticaret ve esnaf odaları da bu denetim zincirinin dışında kalmayı tercih etmekte; çoğu zaman üyeleri üzerinde etkin ve caydırıcı bir iç denetim mekanizması işletmemektedir.
Eğer trafikte vatandaş “ihlal bildirimi” yapabiliyorsa, ticari hayatta neden yapamasın?
Neden bu ülkenin tüketicisi kendi hakkını koruma sürecinin dışında bırakılsın?
Ve artık en temel soru şudur:
Denetim mekanizması piyasanın yükünü taşıyabiliyor mu, yoksa sadece kâğıt üzerinde mi var?
Türkiyede’ki bu denetimsizliğe artık seyirci kalınmamalıdır.
Piyasa düzeni, tüketicinin korunması ve adil rekabet için gerçek, etkin ve sahaya inen bir denetim sistemi mutlaka kurulmalıdır.
Selam ve saygıyla…
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap