E-920 maddesini asıl tehlikeli ve tartışmalı kılan unsur, endüstride kullanılan ham maddenin elde ediliş biçimidir. Kimyasal laboratuvar süreçleri dışında, bu amino asidin en ucuz ve en yaygın doğal kaynakları insan saçı, domuz kılı, tavuk ve kaz-ördek tüyü gibi atıklardır.
Maliyeti düşürmek isteyen bazı küresel üreticiler, bu atık maddeleri hidroliz yönteminden geçirerek un geliştirici ajan haline getirmektedir. Sofralarımıza gelen ekmeğin ya da tükettiğimiz bir bisküvinin içinde bu tür kaynaklardan elde edilmiş bir katkı maddesinin bulunma ihtimali, gıda etiği açısından çok büyük bir tehdit oluşturmaktadır.
Resmi mevzuatlara bakıldığında durum şu şekildedir:
Piyasadaki paketli ürünlerin etiketinde sadece “E-920” veya “Un İşlem Ajanı (L-sistein)” yazar; maddeninin hayvansal bir yıkayıcıdan mı yoksa laboratuvar ortamında mı üretildiği etiket üzerinde açıkça belirtilmez. Bu şeffaflık eksikliği, tüketiciyi tamamen savunmasız bırakmaktadır.
E-920 maddesi, kaynağının belirsizliği sebebiyle inançsal ve felsefi hassasiyetleri doğrudan çiğneme riski taşır:
Gıda güvenliğinizi korumak ve ne yediğinizi tam olarak bilmek istiyorsanız şu kurallara mutlaka dikkat etmelisiniz:
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,