
Rivayet edilir ki…
Osmanlı döneminde paşalardan biri, bir akrabasının Selatin camilerinden birinin vakfında işe alınması için tavsiyede bulunur. Ancak ortada bir sorun vardır; vakıfta boş, yani münhal bir kadro bulunmamaktadır.
Vakıf yöneticileri uzun süre düşünür. Sonunda içlerinden biri:
“En iyisi bunu camide ibrikleri dolduran görevlilerin başına, yani İbrikçibaşı yapalım.” der.
Göreve başlayan İbrikçibaşı, caminin tuvalet girişine bir sandalye koyar, ibriklerin başına oturur.
Ne zaman biri bir ibriği alıp tuvalete yönelse, hemen seslenir:
— “Efendi! O ibriği bırak, yanındakini al!”
Bu durum gün boyu sürer.
Bir gün bir vatandaş dayanamaz ve sorar:
— “Efendi, bu ibrikler arasında bir fark mı var?”
İbrikçibaşı cevap verir:
— “Yok… Hepsi aynı.”
Vatandaş yeniden sorar:
— “Öyleyse bizi niye boş yere oradan oraya koşturuyorsun?”
İbrikçibaşı hiç bozuntuya vermeden cevaplar:
— “Ulan… Bizi buraya boşuna mı İbrikçibaşı yaptılar!”
⸻
Bu kıssa, yalnızca güldüren bir fıkra değil; aynı zamanda insan tabiatını ve yönetim anlayışını anlatan derin bir tespittir.
Bazı insanlar üretmekten çok yönetmeyi, çözüm üretmekten çok talimat vermeyi sever.
Sorumluluktan kaçar, ama en küçük yetkiyi bile bir üstünlük aracına dönüştürür.
Bu yüzden zamanla “İbrikçibaşılık”, gereksiz yetki gösterisini ve zorluk çıkararak otorite kurmaya çalışan anlayışı anlatan bir benzetme hâline gelmiştir.
Sözümüz meclisten dışarı; kim üzerine alınırsa, söz zaten yerini bulmuş demektir.
Bugün kamuda, yerel yönetimlerde, meslek kuruluşlarında, sivil toplum örgütlerinde ve özel sektörde, liyakatiyle değil makamıyla konuşan, çözüm üretmek yerine prosedürün arkasına saklanan, insanları bekletmeyi otorite sanan anlayışın örneklerine rastlamak mümkündür.
Liyakatin olmadığı yerde makamlar, hizmet üretmez; sadece egoyu büyütür.
İşte İbrikçibaşılık zihniyeti tam da budur.
Yetki; insanları zorlamak için değil, onların işini kolaylaştırmak için verilir.
İbrikçibaşılık; makamın ve görevinin büyüklüğüne bakılmaksızın, yetkisini yalnızca zorluk çıkararak varlığını kanıtlamak için kullanan yönetici anlayışının adı hâline gelmiştir.
Belki de bu yüzden, aradan yüzyıllar geçmiş olsa da İbrikçibaşılık zihniyeti değişmemiş; sadece makamlar, kurumlar ve unvanlar değişmiştir.
Son söz: Makamlar, unvanlar ve kurumlar değişebilir; ancak yetkisini hizmet için değil, zorluk çıkarmak için kullananların adı, dün de bugün de İbrikçibaşı’dır.
Selam ve saygıyla…
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap