
Hukukun en temel ilkelerinden biri şudur: Kurallar, kişilere göre değil; herkese eşit uygulanmak için vardır.
Toplumun adalet duygusunu ayakta tutan da budur. Çünkü bir yerde kurallar bazıları için işletiliyor, bazıları için görmezden geliniyorsa; orada güven zedelenmeye başlar.
Geçtiğimiz hafta Kocaeli Emlakçılar Odası tarafından düzenlenen “korsan emlakçılıkla mücadele” konulu basın bilgilendirme toplantısına hem Emlakçı, hem STK başkanı ve İnternational Hayat Haber Ajansı adına bende katıldım .
Oda yönetimi, basınla bir araya gelerek 2025 yılı içerisinde korsan emlak faaliyeti nedeniyle yapılan denetimler ve uygulanan işlemler hakkında bilgi verdi. Sektörde kayıt dışılığın önlenmesine yönelik kararlılık ortaya konuldu.
Biz de Kocaeli Emlak Müşavirleri Derneği olarak, mücadelenin yalnızca oda imkânlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade ettik. Maliye, SGK, belediyeler ve Ticaret İl Müdürlüğü ve Emlakçılar odasının yer alacağı ortak bir denetim komisyonu kurulmasını; sektör genelinde düzenli, planlı ve caydırıcı denetimler yapılmasını önerdik.
Çünkü dürüst çalışan emlakçıyı korumanın yolu, kayıt dışıyla tavizsiz mücadele etmekten geçer.
Ancak tam da bu noktada düşündüren bir durumla karşılaştık.
Derneğimize ulaşan bir şikâyette, yetki belgeli bir emlak ofisinde sigortasız ve kayıt dışı emlak danışmanı çalıştırıldığı, bu kişiler aracılığıyla ilan portallarında EİDS onayı olmadan ilan yayınlandığı ve kayıtdışı faaliyet yürütüldüğü iddia edildi.
İddiada adı geçen kişinin, aynı zamanda meslek odasının yönetiminde görev yapan bir ismin ofisinde çalıştığı ifade edildi.
Elbette hukuk devletinde hiç kimse peşinen suçlu ilan edilemez.
Bu nedenle söz konusu bilgi ve belgeleri ilgili kurumlara ilettik.
Fakat burada asıl mesele, kişilerden çok kurumsal etik ilkelerdir.
Meslek kuruluşlarının yöneticileri sadece yönetim kurulu üyesi değildir; aynı zamanda temsil ettikleri mesleğin güven yüzüdür. Söyledikleri kadar yaptıklarıyla da örnek olmak zorundadırlar.
Korsan emlakçılıkla mücadele eden bir kurumun yöneticisi hakkında böyle bir iddianın ortaya atılması bile, kamuoyunda soru işaretleri oluşturur. Bu nedenle en büyük sorumluluk, yönetenlerin omuzlarındadır.
Çünkü toplum önce söze değil, örneğe bakar.
Kayıt dışılığı eleştirenler, kendi çalışma düzenleri konusunda en küçük bir tereddüde mahal vermemelidir.
Unutulmamalıdır ki bir kurumu güçlü yapan yalnızca aldığı kararlar değildir; o kararları önce kendi içinde uygulayabilmesidir.
Mesleklerin itibarı, tabelalarla değil; etik değerlere bağlılıkla korunur.
Bu nedenle bugün verilmesi gereken en güçlü mesaj şudur:
Kurallar herkes içindir. Kimse bulunduğu makam, taşıdığı unvan ya da sahip olduğu görev nedeniyle ayrıcalıklı değildir.
Selam ve saygıyla…
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap