SON DAKİKA
--:--:--

Cemile Sarikaya

Cemile Sarikaya
Köse Yazari

Azize; Su Damlası Gibi Berrak, Su gibi Aziz’di, Aziz’im!

Bağlantı kopyalandı!
Azize; Su Damlası Gibi Berrak, Su gibi Aziz’di, Aziz’im!

Bir Kırık Kalp Romanı’dır, Azize..

Kadını anlamayın azizim sadece sevin, eğrisiyle, doğrusuyla sevin.

Onlar anlaşılmak için değil, sevilmek için geldiler bu Alem’e. Eğer bir kadın sana bedenini, kalbini, teslim ediyorsa, demek oluyor ki sen onun güvenini kazanmışsındır. Bunun adı, aşktır, sadece AŞK.

Ne yataktır, ne şehvettir. Yatak ve şehvet en fazla birkaç gündür. Zaten o ihtiyacını da heryerde giderebilirsin!

Aşık kadının, nazı da, jazz’ıda çekilir, baş üstüne taçtır. 7 milyar insanın için de bir kişinin seni düşünmesi ve sana beklentisizce aşık olması, ne güzel bir duygudur, azizim. Kıymetini ancak o sevgiden mahrum kaldığında, görevini yerine getirenlerin soğuk bedenlerin de anlarsın, zamanla…

Kadın sadece sevilmek ister, okşanmak ister, aşık kadın, kazancını bile sevdiğiyle paylaşır, hatta bütün servetini vermeye hazırdır. Kadın güvenir azizim, güvendiği zaman yoluna süpürge de olur, halı da.

Sen onu süpürge oldu diye ruhunu kirletme,halı oldu diye ezme ayakların altında.

Bedenine sahip olurken korkmayan fakat işin bittiğin de korkak tavırlar sergileyen bir ezik olma, azizim.

Onun yanında, onu kıskandıracak sözler ve hareketler yapma, yanına gittiğinde ona ödülmüşsün gibi tavırlar sergileme, çünkü asıl ödül, sana kendini teslim eden ve bir çiçeği bile çok gördüğün, kadındır!

Kadını anlamaya çalışma, yalan söyleme ve onu da yalan söylemeye mecbur bırakma. Sadece “SEV”!

Senin canını acıtmak niyetiyle yapmaz hataları, doğru bildiğini sandığı saçmalıklar yapar evet fakat seni kaybetmemek için yapar bunu, safça, çocukca..

senin renkli yalanlarına benzemez bu azizim, o ya siyahtır yada beyaz.

O da, senin olumsuzlukların da çok ayrılmak istemiştir ama kalbi bırakmamıştır, zincirlenmiştir sana, kusurlarını affetmeyi ve görmezden gelmeye başlamıştır artık.

Fakat sen, kendi eksikliğini bir silah gibi onu can evinden vurmakla, kapatmışsındır.

Senin maymun iştahın, onun verdiği ilgiden aşktan şımarmıştır, kendini sezar gibi imparator görmeye başlamışsındır.

“Birgün sende mi “Brütüs” diyeceğin zaman da gelecektir, elbet!”

Ardından, sıkıldım diyerek ondan ayrılmak istediğinde gururu kırılır, çünkü o sana bedeniyle birlikte kocaman sevgisini vermiştir. Senin aşkına, sevgine, gözünün içine bakarak söylediklerine inanmıştır.

Bekle desen, hiçbir karşılık beklemeden, bir köşede sonsuza kadar bekleyecek güç vardır onda, cesaret vardır.

Kadın beklerken, sana kucak açarken sen başka kollarda inlerken o seni hep sevmiştir, be azizim.

Ve sen tercihlere bırakmışsındır onu, korkaksındır sana herşeyini feda eden kadından korkarsın, onun sevgisi altında ezileceğini sanırsın, halbu ki o seni ezmek değil, yükseltmek için vardır, hayatında.

Sevgisini geri alamayacağını bildiğinde ise safça savaşır.

Verdiği küçücük hediyelerini bile bir kız çocuğu gibi salya sümük ağlaya, ağlaya ister çünkü onun kalbini, sevgisini çalmışsındır, ne kalbini ne de sevgisini geri alamayacağını bilir, bir küçük hatıram bile kalmasın ister, güya intikam alır o bile senin yaptıklarının yanında trajikomik..

Sen çirkefleşti sanırsın öyle değil azizim, asıl senin çirkefliğin onu bu hale getirmiştir. Kocaman sevgisini tutsak etmişsindir, kendine.

Sonra araya yollar, aylar girer bekler kadın, ondan en kıymet verdiği serveti olan sevgisini aldığın için üzgündür, yüreği yanıyordur, yana, yana bekler..

Bazen seni şarkılarda bulur, bazen eski bir mesajına bakarken bulur, bazen saatlerce fotoğraflarına bakarken… Sana göre takıntılar bu! Halbu ki kolaymı seninle paylaştığı onca şey varken, biran da söküp atmak? Zaman azizim, zaman..

Kişi kişiyi kendisi gibi bilirmiş, demek ki hasta bir ruhun var ki, emek verene takıntılı diyebiliyorsun!
Herkes senin gibi nankör değil, aniden yüreğinden söküp atsın, tabiki yüreğine girdiyse!

Kadın, hergün, her saat, her dakika, özlem içindedir, içi kalbi cayır cayır yananadek bekler, gelmeyeceğini bile, bile..

Onu terk ettiğini bile, bile.. Onun bir daha gelmeyeceğini bile, bile..

Aylar geçer ve kadının ümidi azalmıştır, hergün gram, gram birşeyler eksilmiştir içinden.

Kendide farkedememiştir, bu durumu..

Birgün sabah uyandığında artık umudu da, ümidide bitmiştir. Kendi bile şaşırmıştır bu duruma.

Zaman herşeyin ilacı derler,  birkaç ay sonra şifa olmaya başlamıştır, zaman ona..

Eskisi gibi beklemiyordur, ara, ara aklına gelse de içi yanmıyordur artık, küllenmiştir o ateş.

Tıpkı zümrüdü Anka kuşu gibi yeniden küllerinden dirilir..

Ve birgün o bedenini, ruhunu, kalbini, elinde olan herseyini paylaşan kadın artık, senin için sonsuza kadar gitmiştir. Bir daha yoluna çıkmaz, onun kalbinden kovulmuşsundur.

Soruyorum size?

Kötülük mü, iyilik mi galip gelmeli?

Halbu ki, iyilik paylaştıkça büyür ve kötülüğü def eder. Niçin erkekler; ona bedenini, kalbini teslim eden kadınları ezer?
Ego nedir, bir kadının önüne erkeğin egosu niçin geçer?
Ego, Beden, kalp ruh ve sevgiden daha mı, değerlidir?

Bir arkadaşım vardı yıllar önce, bu anlattıklarımı yaşamıştı, uzun yıllar sonra tekrar karşılaştığımız da onu terk eden sevgilisini sordum, bilmiyorum nerede, nasıl, ne yapıyor, dedi ama onu derken eskisi gibi üzgün olmadığını gördüm.

Çok ağlamıştı, yanımda..

Bana dediği şey;

Boşuna ağlamışım, boşuna üzülmüşüm, şimdi düşünüyorum da, ben duygu çölünde bir serap’a aldanmışım.

O olaydan sonra gerçek hayat suyunu buldum, o da “BEN’im”.

Su, insanın kendisidir. Asıl, insan kendine şifadır!

Benim, düşündüğüm tek şey o insanla yaşadığım koca bir senenin çöpten ibaret olması. Sadece tecrübe olarak kaldı, bana.. Bundan da yinede bir iyilik çıkardım. İnsan yaşı kaç olursa olsun bazen sadece okuyarak değil, yaşayarak da öğreniyormuş, hayatı.

Ve ben o çöpü hak ettiği yere bıraktım, yerine sevecek ve hiçbir zaman çöp olmayacak çok şey buldum, bir çocuğun gözlerinde, bir ağacın bedeninde, bir çiçeğin yaprağında, bir kuşun kanadında, bir dostun omuzunda, bir köpeğin sadakatinde, bir kedinin sırnaşmasında, bir gülün kokusunda, gökyüzünün mavisin de, bulutların saf beyazında… buldum sevgiyi, aşkı ama önce kendime değer verdim ve önce kendimi sevdim, ayakta kaldığım için şükürler ettim, kendimi takdir ettim.

Ben değerliyim neden mi?

Çünkü hep iyilik yaptım, halen iyilikler yapmak için mücadele ediyorum, tabiki hatalarım oluyor ama iyiliklerimi görenler hatalarımı “UMURSAMIYORLAR”, biliyorlar ki kimseye zararımın olmadığını!

Garip olan da bu ya, herşeyimi paylaştığım adam bunu bilemedi, oysa gözleri görürken kalbi kör bir insana vermişim, gönlümü. Şükürler olsun kurtuldum… dedi ve…

Azize şuan Kanada da, onu çok seven bir eşi ve iki kızı oldu, birinin adı Irmak diğeri Pınar..

Evet Arkadaşlar;

kadın, işte böyle yücelmiştir, Babilin asma bahçelerinde en üst terasa yükselmiştir, diğeri ise hayatını onun bunun kollarında, gerçek sevgiyi kaybetmiş bir adam olarak ıssızlaşıp gitmiştir..

Şimdi bir köşeye çekilmiş, Azize’nin yaşadığını yaşayan o kadar çok kadın vardır ki, dilerim Azize gibi başları dik sımsıkı hayata tutunup ayakta kalırlar ve dilerim karşılıklı sevgiyi, aşkı bulurlar.

Akıllı kadınlar, sevmenin önce kendinden başlayacağını tecrübeleriyle, bulurlar.

Bir kadın tartışmaya, başladımı, tek yapacağınız şey, onu alnından öpmek olsun.

Aşık olan!!!! Hiçbir kadın buna karşı koyamaz! DENEYİN AZİZİM, bir öpücük nelere kadirdir, göreceksiniz!

Kadınları lütfen anlamaya ÇALIŞMAYIN!

 

Allaha emanetsiniz!

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları
“Bencilliğin daniskasıdır, ÖN YARGI”
“Bencilliğin daniskasıdır, ÖN YARGI”
İmam ile Cemaat’in Hikayesi Gibi!
İmam ile Cemaat’in Hikayesi Gibi!

Yazarlarımız

Güncel Türkiye ve Dünya'dan Gelişmeler
International Hayat Haber

Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,

Copyright © 2020 Tüm hakları İnternationalhayathaber.com saklıdır. Seobaz Haber Teması
Translate »