“Hayat, içindeki çocuğu yaşattığın sürece güzeldir.”
Ve bugün, hayallerini pembe bulutlara, sevgisini mavi göklere işleyen bir ışık işçisinin doğum günü: Nurhayat’ın günü!
Bir kış sabahı…
Karlar beyaz bir düş gibi yeryüzüne serilmiş, rüzgâr sessiz bir melodi fısıldıyor. İşte tam böyle bir anda, sobanın sıcacık koynunda, dünyaya bir ışık doğdu: Nurhayat. Ama o sadece bir bebek değil, aynı zamanda cennete erken giden iki meleğin sevgisini ve hayallerini de kalbinde getirdi.
Yunus Emre; “Bir ben var benden içeri”
Nurhayat, cennetteki kardeşlerinin masumiyetini ve neşesini yüreğinde taşıyor. Bu yüzden hayatı üç kişilik yaşıyor. Her adımı, onların gülüşleriyle yankılanıyor. Hayatı öyle sevgiyle kucaklıyor ki, bakışlarında umut filizleniyor, gülüşlerinde bahar çiçek açıyor.
Renklerle dolu bir dünya düşünün; her ruh bir çiçek gibi farklı, eşsiz bir renkte.
Nurhayat, bu çiçek bahçesinin hayalperest prensesi.
Gözleri mavi gökyüzüne, yüreği pembe bulutlara aşık. Çünkü o bilir ki, umut gökyüzünün rengindedir, sevgi ise bulutların yumuşaklığında.
“Hayat, güzelliklerle doludur; ama onları görebilmek için sevgiyle bakmak gerek.”
Nurhayat’ın dünyasında imkânsız yoktur. Zorluklar sadece bir masalın heyecanlı bir bölümü gibi gelir. O, hayatı sevgiyle boyar, umudu herkesle paylaşır. Çünkü o da bilir: Sevgi paylaştıkça çoğalır, mutluluk büyür.
Sevgili Nurhayat,
Sen bir masalın kahramanı gibisin. Karlar altındaki yıldız gibi, karanlığın ortasında parlayan bir umut ışığısın. İçindeki sevgi, etrafını güzelliklerle sarmalıyor. Senin gülüşün, bir çiçeğin açması gibi etrafına neşe saçıyor.
Doğum günün kutlu olsun, prenses Nurhayat!
Hayatın hep masal gibi kalsın, hayallerin hiç solmasın. Çünkü sen, bu dünyayı bir çiçek bahçesi gibi güzelleştiren bir mucizesin.
“Bir insanın yüreği çiçek açtığında, dünya ona cennet olur.” 🌸
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,