SON DAKİKA
--:--:--

Prof. Dr. Cihan Dura

ELEŞTİRMEK KOLAY, YAPMAK ZOR

Bağlantı kopyalandı!
ELEŞTİRMEK KOLAY, YAPMAK ZOR

ELEŞTİRMEK KOLAY, YAPMAK ZOR

Bir ara güzel bir özdeyiş okumuştum, şöyleydi: “Herkes dünyanın düzene girmesini ister, fakat çabayı başkasından bekler.

” Kendi kendime sordum: Bu, neden böyledir, neden insanlar çabayı hep başkasından bekler?

Bir yanıt aradım, şöyle düşündüm: Doğru yanıt vermek için, sorunun üzerinde kafa yormak, araştırma yapmak, okumak, gözlem ve muhakemeye başvurmak gerekir.

Bu ise bayağı zaman isteyen bir iş… Derken, şanslı çıktım, uzun bir uğraşa girmeme gerek kalmadı. Daha önce okuduğum güzel bir öykücüğü hatırladım, yanıtımı onunla kolayca verebileceğim.

Önce, öykücüğü sunayım:

Hindistan’da çok ünlü bir ressam varmış. Halk onu “Renklerin Ustası” anlamına gelen

Ranga Çeleri olarak tanır, ancak kısaca Ranga Guru dermiş. Onun yetiştirdiği genç bir ressam olan Raciçi eğitimini sonunda tamamlamış, son resmini yaparak Ranga Guru’ya götürmüş.

Ranga Guru tablosunu şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en iyi görüneceği bir yere bırakmasını istemiş. “Resmin yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı işareti koymalarını rica eden bir not bırak” demiş.

Raciçi denileni yapmış. Aradan biraz zaman geçince, resme tekrar bakmaya gitmiş. Fakat ne görmüş beğenirsiniz…, tüm resim, çarpılar içinde, neredeyse görünmez durumdaymış!
Hışımla tablosunu kapıp doğru Ranga Guru’ ya götürmüş ve başına geleni anlatmış.

Ranga Guru üzülmemesini, yeni bir resim yaparak tekrar aynı yere bırakmasını istemiş ve eklemiş: Bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlıboya ve birkaç fırça koy.

Bir kenara da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir not bırak.

Raciçi denileni yapmış.
Bir süre sonra yine resme bakmaya gitmiş. Bu kez hayretler içinde görmüş ki, tabloya hiç dokunulmamış; fırçalar, boyalar olduğu gibi duruyor, hiç kullanılmamış! Hemen ustasına koşmuş. Ranga Guru yeni durumdan çıkarılması gereken dersi şöyle özetlemiş:

– Sevgili Raciçi, insanlara fırsat verildiğinde böyle acımasız eleştiriler yaparlar. İşte gördün, hayatında hiç resim yapmamış insanlar bile gelip senin resmini karaladı. Buna karşılık, sen yapıcı olmalarını istediğinde olamadılar, tek kişi bile çıkmadı.

Kulağına küpe olsun: Emeğinin karşılığını, senin ne yaptığın hakkında bilgisi olmayan insanlardan alamazsın. Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma… 

Bana gelince, ben hem öykücükten ders çıkardım hem de yukarda sorduğum sorunun yanıtını buldum, şöyle:
İstemek, eleştirmek, kusur bulmak kolaydır.

Yapılacak şey sadece ağzını açıp, dilini oynatıp birtakım lafları arka arkaya sıralamaktan ibaret. Bunların doğru, ciddi bir düşünme ve araştırma ürünü olmasına da gerek yoktur. Oysa, ortaya bir şey koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak anlamında ‘yapmak’ işi çok farklıdır:

Arzu ve cesaretle rahat yerinden kalkacaksın, bir fikir bulacak veya kendin fikir üretecek, bu fikri uygulamaya koymak için konuşmalar yapacak, yazılar kaleme alacaksın, iş yapacaksın. Bununla da kalmayabilirsin.

Gerekli araçları temin ederek insanları bir araya getireceksin, onları ikna edip ortak bir hedefe doğru yürümelerini sağlayacak, ortaya faydalı bir eser koyacaksın.

Bütün bunlar için de yeterli bilgi, duygu ve güç sahibi olacaksın. Ayrıca kendin de tutum ve davranışlarınla insanlara örnek olacaksın.

Atatürk ne diyor: Yapabilmek başkadır, eleştirmek başkadır.

Eleştirmek kolaydır, eleştiririz.
İnsanlar, bireysel olarak bu eylemsizliklerini bir eksiklik, bir sorun olarak da görmüyorlar.

Eleştirmiş olmakla görevlerini yaptıklarını sanıyorlar. Dahası var, etrafa bakınıp “herkes böyle, herkes benim gibi” diyerek rahatlıyorlar. Kendilerini ‘haklı’ buluyorlar.

Günümüzde çabayı başkasından beklememenin gerektirdiği nitelik ve yeteneklere sahip insanlar çok nadiren ortaya çıkıyor.

Bir yazarın, Antony Robbins’in dediği gibi: Hayatta ne yapacağını pek çok insan bilir, fakat bildiğini yapabilen insan pek azdır.

M. K. Atatürk, işte o nadir insanlardan…

Diyor ki: Ben öğrendiğim ve düşündüğüm her iyi şeyi mutlaka uygulamışımdır.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları
ATATÜRK’ÜN İKİNCİ YÜZYIL NUTKU…
ATATÜRK’ÜN İKİNCİ YÜZYIL NUTKU…
Prof. Dr. Cihan Dura; ATATÜRK’TEN ÜÇ ANEKDOT, ÜÇ ÖZLÜSÖZ
Prof. Dr. Cihan Dura; ATATÜRK’TEN ÜÇ ANEKDOT, ÜÇ ÖZLÜSÖZ
DEMOKRASİLERDE OLİGARŞİ ETKİSİ
DEMOKRASİLERDE OLİGARŞİ ETKİSİ
Prof. Dr. Cihan Dura, “DÜNYA GERÇEĞİ VE MUTLAK GERÇEK ÜZERİNE”
Prof. Dr. Cihan Dura, “DÜNYA GERÇEĞİ VE MUTLAK GERÇEK ÜZERİNE”
Prof. Dr. Cihan Dura “DÜŞÜNME TEKNİKLERİ ÜZERİNE- 2”
Prof. Dr. Cihan Dura “DÜŞÜNME TEKNİKLERİ ÜZERİNE- 2”
GERÇEKLERİN BULUNMASI GÖZLEMLE BAŞLAR
GERÇEKLERİN BULUNMASI GÖZLEMLE BAŞLAR

Yazarlarımız

Güncel Türkiye ve Dünya'dan Gelişmeler
International Hayat Haber

Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,

Copyright © 2020 Tüm hakları İnternationalhayathaber.com saklıdır. Seobaz Haber Teması
Translate »