Kıymetli okurlarım, bugün sizlere sofralarımızın bereketi, Ramazan ayının vazgeçilmezi olan ama aslında bize “ayna” tutan bir mucizeden bahsetmek istiyorum: Hurma Ağacı.
Modern dünya bizi betona hapsetse de, kadim bilgiler bize doğayla akraba olduğumuzu fısıldar. İslam literatüründe Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) “Halanız olan hurma ağacına hürmet ediniz” buyurması boşuna değildir. Peki, bir ağaç insana nasıl “hala” olur? Nasıl bu kadar benzer?
Dokuz Ayın Sırrı ve “Hamile” Ağaçlar
Biliyor muydunuz? Hurma ağacı da tıpkı bizler gibi dişi ve erkek olarak ayrılır. Üstelik bir hurma fidanı, ana gövdeden ayrılmadan önce adeta bir anne karnındaki bebek gibi beslenir. O filizin toprağa dikilecek olgunluğa erişmesi tam 9 ay sürer. İnsanın anne karnındaki yolculuğu ile hurma fidanının ana gövdedeki bekleyişi, yaradılışın aynı mühre sahip olduğunun en zarif kanıtıdır.
Beyni ve Kalbi Olan Bir Bitki
Bitki deyip geçmeyin; hurmanın bir “beyni” vardır. Tepesindeki “cümme” denilen o hassas bölge darbe alırsa, ağaç anında hayata gözlerini yumar. Tıpkı bir insanın başı gibi… Gövdesinin derinliklerinde ise bir “kalbi” atar. Yalnız kaldığında küsen, sevgi gördüğünde meyvesini bollaştıran, stresi ve neşeyi hisseden bir kalptir bu. Lifleri saçımıza, boyu endamımıza, ömrü ise yaşantımıza benzer.
İbret Almak Lazım…
Hurma ağacı, başı dik durdukça meyve verir. Kökü derinlerde, gözü göklerdedir. Biz insanoğluna şu mesajı verir gibidir: “Köklerine sahip çık, başını dik tut ama kalbini ve beynini korumayı unutma.”
Bir dahaki sefere bir hurma tanesini ağzınıza aldığınızda, sadece bir meyve değil, size çok benzeyen bir canın emanetini taşıdığınızı hatırlayın.
Sevgi ve farkındalıkla kalın.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,