
Günümüzün yoğun temposu ve bitmek bilmeyen stres faktörleri arasında pek çok kişi, “Artık hiçbir şeye kızmıyorum” veya “Eskisi kadar üzülmüyorum” diyerek bir tür iç huzura ulaştığını sanıyor. Ancak uzmanlar uyarıyor: Bu durum gerçek bir dinginlik değil, zihnin ağır yükler karşısında kendini kapatması yani duygusal uyuşma olabilir.
Psikolog Selma Oğultürk’ün Carl Jung’un öğretilerinden yola çıkarak yaptığı değerlendirmelere göre; yoğun stres, travma veya hayal kırıklığı yaşayan zihin, kendini korumak adına duyguları geçici olarak “askıya” alabiliyor. Kişi dışarıdan bakıldığında normal hayatına devam ediyor, gülüyor ve çalışıyor gibi görünse de; içeride duygusal bir boşluk hakimiyet kuruyor.
Duygusal uyuşmanın (emotional numbing) belirtileri arasında şunlar öne çıkıyor:
Psikolojinin dev isimlerinden Carl Jung’a göre, bastırılan her duygu yok olmaz; aksine “gölge” adını verdiğimiz bilinçdışı alana itilir. Bastırılan bu duygular (öfke, keder, kırgınlık) orada varlığını sürdürmeye devam eder ve farkında olunmayan anlarda davranışlarımızı manipüle edebilir.
Bilimsel perspektiften bakıldığında, sağlıklı bir psikolojik işleyiş için üzüntü, öfke ve acı gibi “olumsuz” görülen duyguların da varlığı şarttır. Uzmanlar, asıl tehlikenin “doğal olmayan bir sakinlik” olduğunu vurgulayarak şu kritik soruyu sormamız gerektiğini belirtiyor:
“Şu an gerçekten sakin miyim, yoksa sadece hissetmemeyi mi öğreniyorum?”
Duyguların bastırılması yerine fark edilmesi ve sağlıklı bir şekilde ifade edilmesi, psikolojik dengenin anahtarı olarak görülüyor. Eğer siz de her şeye karşı bir tepkisizlik içinde olduğunuzu hissediyorsanız, bu durumun bir huzur değil, yardım bekleyen bir sessizlik olabileceğini unutmayın.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,