İslam mitolojisi ve kadim tarih kaynaklarında sıkça bahsi geçen, ancak modern dünyada gizemini koruyan bir isim: Can. Birçok rivayete göre, Hz. Adem balçıktan yaratılmadan binlerce yıl önce, yeryüzünün ilk hakimi ne insanlardı ne de hayvanlar. Dünyanın dağlarında ve vadilerinde, ateşten yaratılmış bir medeniyetin ayak izleri vardı. İşte bu medeniyetin, yani cinlerin ilk atası olan figür, kaynaklarda Can (veya Sümiyya) ismiyle anılıyor.
Rivayetlere göre, insanoğlunun atası nasıl Hz. Adem ise, cinlerin atası da Can‘dır. O, ateşin en saf, dumanı olmayan en yakıcı halinden (mâric) yaratılmıştır. Can ismi, varlığın özünü ve gizli olanı temsil etmesi bakımından bu kadim varlığa verilen en güçlü sıfatlardan biridir.
Anlatılanlara göre Can, yaratıcısına soyu için kabul edilecek tek bir dilek hakkı sunulduğunda iki büyük istekte bulunmuştur:
Bu dua kabul edilmiş ve Can‘ın soyu olan cinler, yeryüzünün ilk kudretli şehirlerini kurarak elementlere hükmetmeye başlamışlardır. Binlerce yıl boyunca dünya, “ateşten doğanların” mülkü olmuştur.
Ancak Can‘ın soyu zamanla yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, kan dökmeye başlamıştır. Fitne o kadar büyümüştür ki, cinler kendi peygamberlerini dahi katletmeye başlamışlardır. Bu kaosun sonunda, gökyüzü orduları yeryüzüne inmiş ve tarihin gördüğü en büyük savaş yaşanmıştır. Bu ordunun başında ise, o dönemde göklerin en takvalı varlığı olarak bilinen, ancak daha sonra İblis adını alacak olan Azazil bulunmaktaydı.
Bu etkileyici anlatılar sadece birer efsane değil, İslam düşünce tarihinin önemli eserlerinde de karşılık bulmaktadır. Can ve cinler tarihine dair temel başvurulan kaynaklar şunlardır:
Günümüzde hala pek çok kişi, Can isminin bu derin ve kadim kökeninden habersiz olsa da, bu isim yeryüzünün en eski hikayelerinden birini içinde barındırıyor.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,