Koroya Şarkı Söylemeyi Bırakıp “Kötüye” Hitap Etmek
Sosyal medya platformları, günümüzün modern agoraları haline gelmiş durumda. Ancak bu meydanlarda yankılanan seslerin çoğu, ironik bir şekilde, zaten ikna olmuş kitlelere hitap ediyor. Fenomenlerin ve içerik üreticilerinin büyük çoğunluğu, paylaşımlarına “Güzel kalpli takipçilerim” veya “İyiliğin gücüne inananlar” gibi hitaplarla başlıyor.
Bu durum, toplumsal bir gelişmeden ziyade, halihazırda var olan erdemlerin onaylanmasından ibaret bir “etik konfor alanı” yaratıyor. Asıl soru şu: Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsak, neden sadece “iyilerle” konuşuyoruz?
1. Etik Yankı Odaları ve “Beğeni” Tuzağı
Sosyal medya fenomenlerinin sürekli iyi insanlara hitap etmesinin temelinde, algoritma dostu bir onaylanma ihtiyacı yatar. İyiliği övmek risksizdir; kimse bir iyilik videosunun altına “Hayır, ben kötü olmayı tercih ediyorum” diye yorum yapmaz. Bu durum, toplumsal kutuplaşmayı besleyen bir “yankı odası” yaratır. İyiler kendi adalarında erdemli olduklarını teyit ederken, asıl dönüştürülmesi gereken “kötü niyetli” veya “toksik” kitle, bu iletişim kanalının tamamen dışında, kendi karanlığında kalmaya devam eder.
2. Kötülüğü Teşvikle Değil, Stratejiyle Dönüştürmek
Kötü niyetli, manipülatif veya bencilce davranan bir bireye “iyi olmalısın çünkü bu doğru olandır” demek genellikle bir sonuç vermez. Çünkü bu kitle için etik değerler, pragmatik çıkarların gerisinde kalır. Bu noktada fenomenlerin dili değiştirmesi gerekir:
Rasyonel Çıkar Analizi: Kötü davranışın uzun vadede kişiye verdiği itibar kaybı, yalnızlaşma ve maddi/manevi zararlar üzerine içerikler üretilmelidir.
Psikolojik Aynalama: Zorbalığın veya kötü niyetin aslında bir “güç” gösterisi değil, bir “yetersizlik” dışavurumu olduğu teması işlenmelidir.
3. Hedef Kitleyi Genişletmek: Zor Bir Zanaat
Kötü niyetli insanları değişime ikna etmek, “iyilere” hitap etmekten çok daha zordur ve yüksek bir iletişim zekası gerektirir. Bu, parmak sallayan bir öğretmen edasıyla değil; empati kurabilen, o insanın neden o noktaya geldiğini anlayan ama o yolu geçersiz kılan bir yaklaşımla mümkündür. Bir fenomenin, toplumun dışladığı veya “toksik” olarak etiketlediği bir kitleye hitap etmesi, başlangıçta tepki çekebilir ancak gerçek toplumsal mühendislik tam olarak burada başlar.
Sonuç: Sosyal Sorumluluğun Yeni Tanımı
Eğer sosyal medya fenomenleri gerçekten birer “toplum lideri” veya “etkileyici” (influencer) olmak istiyorlarsa, sadece çiçekleri sulamayı bırakıp çorak topraklarda nasıl çiçek açtırabileceklerine kafa yormalıdırlar. Gerçek başarı, binlerce iyi insandan alkış almak değil; bir zorbanın, bir manipülatörün veya bencilliği hayat felsefesi edinmiş birinin bakış açısında küçük bir çatlak oluşturabilmektir.
”Karanlığa söveceğine, bir mum da sen yak.” atasözündeki mum, artık sadece karanlığı aydınlatmak için değil, karanlıktakileri ışığa davet etmek için kullanılmalıdır.
Beyhan Eren/Fransa
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap