
İran’dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından zamanında angaje edilerek etkisiz hâle getirildi.
Bu teknik bir askerî açıklama gibi okunabilir.
Ama meselenin özü teknik değil, siyasidir.
Türkiye’nin hava sahasına yönelen bir balistik mühimmat…
Bu bir hata mıydı?
Bir sapma mıydı?
Yoksa bilinçli bir mesaj mı?
Bugün bölgede yürüyen savaş sadece İran ile ABD–İsrail hattında yaşanmıyor. Aynı zamanda ülkelerin pozisyonlarını zorlayan, taraf olmaya mecbur bırakan, psikolojik eşiği aşındıran bir savaş yürütülüyor.
Evet Türkiye bir , NATO üyesidir. Ancak aynı zamanda bin yıllık devlet geleneği olan, kendi tarihsel hafızası ve bölgesel dengeleri gözetmek zorunda olan bir ülkedir.
1639’da imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması’ndan bu yana doğrudan savaş yaşanmamış olması, Türk–İran hattında kolay yıkılmayacak bir denge inşa edildiğini gösterir. Bu denge, krizlere rağmen korunmuştur. Dört asra yaklaşan bu tarihsel tecrübe, duygusal reflekslerle değil, akılcı devlet geleneğiyle şekillenmiştir.
Bugün İran’ın bilinçli şekilde Türkiye’yi hedef alması stratejik akılla bağdaşmaz.
Aynı şekilde Türkiye’nin de tekil bir angajman üzerinden geniş çaplı bir savaşa sürüklenmesi kendi çıkarlarına aykırıdır.
Asıl risk şudur. Birileri Türkiye’yi bu savaşın içine çekmek istiyor olabilir.
Provokasyonlar tarih boyunca savaşların fitilini ateşlemiştir. Yanlış bilgi, manipülatif başlıklar, eksik analizler…
Devlet aklı öfkeyle değil, soğukkanlılıkla hareket eder.
Türkiye’nin çıkarı; yangına benzin dökmek değil, yangının çevre ülkelere sıçramasını ve büyümesini engellemektir.
Milletin hayatı tehlikeye girmedikçe, çıkarılan savaş savaş değil, cinayettir, esas olan barıştır.
Bunun yoluda Mustafa Kemal Atatürk’ün veciz ifadesiyle: “Yurtta sulh, cihanda sulh.”ilkesinden sapmamaktan geçer.
Bu söz pasiflik değildir.
Bu söz teslimiyet değildir.
Bu söz; içerde huzuru, dışarda dengeyi esas alan güçlü bir stratejidir.
Son söz: Biz barışı savunuruz, dengeyi koruruz ancak tehdit karşısında da geri adım atmayız.
Ne mutlu Türküm diyene…
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap