
Bundan tam bir yıl kadar önce Sakarya’nın Kaynarca ilçesine adım attık.
Eşim yıllardır lojman ve apartman hayatından sıkıldığını söyler, “İlla ki bir toprağımız olsun, ekip biçelim, doğayla iç içe yaşayalım” diye hayal kurardı.
Derken dere tepe düz gittik, bir şekilde yolumuz Kaynarca’ya düştü.
Melik Temel diye çok sevdiğim emlakçı kardeşimin tavsiyesiyle, içinde eski, virane ve metruk bir yapı bulunan köyde arsa satın aldık.
Kimi insanın yanından geçip gideceği, “bundan bir şey olmaz” diyeceği bir yerdi belki… Ama biz o yorgun eski yapıda bir köy evi, bahçesinde sebze ve meyve ağaçları yetiştireceğimiz hayat hayal ettik.
Ufak tefek tamiratlar, tadilatlar, bahçe düzenlemeleri derken emek verdik, sabrettik.
Kimi zaman yorulduk, kimi zaman usta bulamadık, ama hiçbir zaman vazgeçmedik.
Günler geçtikçe o eski yapı yavaş yavaş değişti; güzel küçük bir köy evine dönüştü.
Bu süreçte sadece bir ev yapmadık. Aynı zamanda yeni bir hayat kurduk.
Köyü ve insanlarını tanıdık. Özellikle komşum Hasan Amca ve Selime Teyzenin samimiyetine, köy hayatının doğallığına ve sıcaklığına şahit olduk.
Köy hayatı bize unuttuğumuz birçok değeri yeniden hatırlattı. Sabah kuş sesleriyle uyanmayı, toprağa dokunmayı, bir fidanın büyümesini izlemeyi, sabırla emeğin karşılığını almayı öğretti.
Şehrin bitmeyen gürültüsünden, hızından ve telaşından uzak; doğanın kendi ritminde akan günleri yaşamaya başladık. Ve her gün, aslında ne kadar büyük bir nimetin içinde olduğumuzu daha iyi anladık.
Hayatta bazı kararlar vardır; verildiği gün değil, yaşandıkça kıymeti anlaşılır. Kaynarca’ya gelmek de bizim için tam olarak böyle bir karar oldu.
İyi ki gelmişiz…
İyi ki bu güzel insanların arasında yaşamayı seçmişiz…
İyi ki bu toprağa, bu köye ve bu hayata gönül vermişiz…
Rabbimize hamdolsun. Bizi bu güzel köyle ve bu güzel insanlarla buluşturduğu için şükrediyoruz.
Rabbim sağlık, huzur ve bereket içinde, daha nice güzel yıllar nasip etsin.
Selam ve saygıyla…
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap