Hayat, kendi ritminde akıp giderken zaten yeterince yükü omuzlarımıza bindiriyor. Geçim derdi, gelecek kaygısı, profesyonel sorumluluklar derken her gün bir başka cephede savaşıyoruz. Ancak bazen öyle bir an geliyor ki, insanı dış dünyanın o devasa sorunları değil, burnunun ucundaki insanların yarattığı o görünmez, sinsi “alınganlık terörü” tüketiyor.
Çevrenizde mutlaka vardır; neye, ne zaman, hangi kelimenize kırıldığını asla açıkça söylemeyen, ama yaydığı o buz gibi enerjiyle odadaki oksijeni tüketen tipler. Yanlarında yürürken adeta bir mayın tarlasındaymış gibi hissedersiniz. “Ayy, acaba az önce kurduğum şu cümle yüzünden mi suratı asıldı?”, “Acaba mesajına geç döndüm diye mi tavır yapıyor?” diye diye insanı kendi zihninin içinde bir hücre hapsine mahkûm ederler.
Açıkça söyleyeyim: Bu bir hassasiyet değil, bu düpedüz bir duygusal manipülasyondur.
İletişim, insanı hayvandan ayıran en temel vasıftır. Bir derdin varsa konuşursun, bir kelimeye içerlediysen “Bu üslup beni rahatsız etti” dersiniz ve mesele kapanır ya da çözülür. Ama hayır; bizim “iletişim engellilerimiz” bunu yapmaz. Onlar sessizce küsmeyi, surat asmayı, ima etmeyi ve karşınızda ezilip büzülmenizi izlemeyi bir güç gösterisi haline getirmiştir. Sizi, kendi içinizde bitmek bilmeyen bir suçluluk psikolojisine itmekten sinsice bir haz alırlar.
Buradan, kelimelerini tartmaktan, her adımında “acaba” diye duraklamaktan yorulan herkes adına o gizli alınganlara sesleniyorum:
Bizler sizin münecciminiz değiliz. Zihninizin içindeki labirentlerde kaybolmaya, çocukça küslüklerinizin gizemini çözmeye ne vaktimiz var ne de sabrımız. Eğer neye kırıldığınızı yetişkin bir insan gibi kelimelere dökemiyorsanız, o kırgınlığın içinde kendi kendinize boğulmaya devam edebilirsiniz.
Kimse kusura bakmasın, hayat kelimeleri cımbızla seçerek yaşanmayacak kadar kısa ve değerli. Sırf birileri kendi iç dünyasındaki kompleksleri beslesin diye kimse kendi huzurundan, kendi doğallığından ödün vermek zorunda değil.
Neye kırıldığını söylemeyecek kadar pasif, ama hayatı zindan edecek kadar agresif olanların yarattığı o gölgeleri artık hayatımızdan temizleme vakti. Ya net olun ya da o sessizliğinizle kendi dünyanızda kalın. Çünkü bizim artık bu çocuk oyunlarına harcayacak tek bir saniyemiz bile yok.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap