“Bir benden ne olur?”
Bugün kitlelerin arkasına saklandığı, vicdanları rahatlatmak için uydurulmuş en konforlu yalan bu. Kendini sistemin dişlileri arasında önemsiz bir toz zerresi gibi görüp kenara çekilmek, kötülüğe ve yozlaşmaya verilen en büyük açık çektir.
Oysa tarih bize bambaşka bir matematik fısıldar: Bir kişi başlar, on kişi olur. On kişi inanır, yüz kişi olur. Değişim hiçbir zaman milyarların aynı anda uyanmasıyla başlamadı. Değişim, her zaman “Ben varım!” diyen o ilk “Bir” kişinin cesaretiyle başladı.
Etrafınıza bir bakın. İnsanlık korkunç bir duyarsızlaşma sarmalının içinde. Herkes kendi küçük adasında, sadece kendi gemisini kurtarma çabasında. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” zihniyetiyle örülmüş sahte zırhların arkasına saklanıyoruz. Ama iş hiç de öyle sandığınız gibi değil. Başkasının evi yanarken pencereni kapatmak seni o yangından korumaz; sadece sıranın sana gelmesini beklerken vakit kazandırır.
Bu duyarsızlığın en büyük yakıtı ise ne acıdır ki cehalet ve sorgusuz biat.
Dünya medyasında, önünüze sunulan ekranlarda çıkan her şeye gözü kapalı inanan, sorgulamayan, araştırmayan yığınlar çoğaldıkça insanlık daha da yalnızlaşıyor. Algı operasyonlarıyla, yalan haberlerle kitleler maniple ediliyor; toplumlar kutuplaştırılıyor. Ve biz bu tiyatroyu sadece izliyoruz.
Sonuç mu?
Ekran başında uyuşturulmuş insanlığın gözleri önünde büyüyen devasa ekonomik krizler, sınır boylarında patlayan bombalar ve bitmek bilmeyen savaşlar…
Medya neyi pompalarsa pompalasın, dünya ne kadar karanlığa gömülürse gömülsün, asıl kriz paranın ya da silahların gücü değil, bireyin kendi gücünden vazgeçmesidir. Siz sustuğunuzda, meydan fütursuzca yalan söyleyenlere, dünyayı kana bulayanlara ve insanlığı sömürenlere kalır.
”Herkes kendini kurtarma çabasında” diyerek bu çürümeye ortak olamazsınız. Bir toplumun ahlaki ve entelektüel çöküşü, kötülerin çokluğundan değil, iyilerin ve sorumluluk sahiplerinin pısırıklığından kaynaklanır.
Manşetlerin arkasındaki gerçekleri görecek, sorgulayacak, gerçeği haykıracak ve o dalgayı başlatacak ilk taş olmayacak mısınız?
Kendinizi küçümsemeyi, köşenize çekilmeyi bırakın. Bu dünya, üzerindeki her şeye inanan duyarsız kitlelerin değil; her şeye rağmen “Ben varım, buradayım ve susmuyorum” diyenlerin omuzlarında yükselecek.
Bir benden ne olur deme! Sen yoksan, hakikat hep bir kişi eksik kalacak.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap