Bir Devlet adamının ufkunun, sınırların ötesindeki mazlum coğrafyalara uzanması, oralara adalet ve huzur götürme gayesi taşıması şüphesiz takdire şayan bir vizyondur.
Gönül coğrafyamızın kalbi olan Kudüs gibi kutsal bir şehre hizmet etme duası, manevi bir derinliğin tezahürüdür. Ancak kadim devlet geleneğimiz bizlere çok temel bir düsturu hatırlatır:
Bir ülkenin en büyük zenginliği ne yeraltı kaynakları ne de sahip olduğu stratejik makamlardır; bir ülkenin gerçek serveti, sokaklarında güvenle yürüyen gençliği ve evlatlarını huzurla büyüten aileleridir.
Bugün toplumun en hassas kılcal damarlarında yankılanan bir endişe var: Uyuşturucu tehdidi. Bağımlılık sarmalı, sadece bir bireyi değil, bir aileyi, bir mahalleyi ve nihayetinde bir milletin geleceğini tehdit eden sessiz bir felakettir. Sokaklarımızı, temiz dimağları hedef alan bu zehir tacirlerinden arındırmak, adaletin ve kamu düzeninin en birincil vazifesidir.
Evlatlarını koruma endişesiyle yaşayan anne ve babaların yürek sızısını dindirmek, sınırlarımızın ötesindeki acılara merhem olmanın ilk şartıdır.
- Önce kendi evinin önünü temizlemek ve kendi çocuklarının geleceğini güvence altına almak; bir yapının küresel ölçekte bir adalet ve hamilik vizyonu ortaya koyabilmesinin ilk ve en temel şartıdır.
Gerçek büyüklük, uzaktaki makamların hayalini kurmaktan ziyade, omuzlardaki mevcut sorumluluğun hakkını layığıyla vermektir.
Bu amansız mücadelede en büyük güvencemiz, gece gündüz demeden canı pahasına görev yapan emniyet teşkilatımızdır. Kamu düzenini koruyan bu şerefli yapının itibarını ve gücünü korumak ise adalet sistemimizin en kutsal görevidir. Tam da bu yüzden, uyuşturucu ve suç şebekelerine karşı yürütülen bu topyekûn savaşta, sistemin işleyişine gölge düşürebilecek her türlü zafiyetin üzerine hassasiyetle gidilmesi elzemdir.
Hukuk devleti ilkesi gereği, temizlik her zaman içeriden başlar. Şayet bu devasa mücadelede zaafiyete yol açabilecek, yasa dışı yapılara göz yumabilecek veya adalet duygusunu zedeleyebilecek münferit “çürük elmalar” varsa, bunların hukuk dairesinde tespit edilip temizlenmesi teşkilatın şanındandır. Bu, suç istinadından öte, sistemin kendi bağışıklık sistemini koruma refleksidir. Adaletin terazisi her zaman titiz ve keskin olmalıdır ki, suçlu ile suçsuz ayırt edilebilsin, devletin şefkatli ve kudretli eli toplumun üzerinde hep hissedilsin.
Sayın Bakanım;
Kudüs dahil tüm dünyadaki masumların hamisi ve valisi olabilmenin yolu, bugün Anadolu’nun her bir sokağında uyuşturucu baronlarına karşı mutlak bir zafer kazanmaktan geçer. Gençlerimizi bu bataklıktan kurtardığınızda, kamu düzenini her türlü gölgeden arındırdığınızda, sadece bugünün değil, geleceğin de koruyucusu olursunuz.
Gözü yaşlı bir ananın duasını almak, Kudüs makamlarından daha az kutsal değildir. Önce kendi evimizi, kendi sokaklarımızı güvene kavuşturalım; sonrasındaki adalet vizyonumuz zaten tüm dünyaya dalga dalga yayılacaktır.
Sayın Bakanım bizim de bu yolda hayalimiz, Hak için Hakka hizmettir
Bizler, kalemini vatanının ve milletinin emrine adamış tarafsız gazeteciler olarak, her şart ve koşulda devletimizin, kahraman Emniyet Teşkilatımızın ve Şanlı Ordumuzun arkasındaki en büyük manevi güç olduk. Ancak bugün, sadece uzaktan destekleyen birer gözlemci olmanın ötesine geçmek; bu vatanın öz evlatları olarak sorumluluk almak istiyoruz.
Güçlü bir devlet, bilgiyi doğru yöneten devlettir. Bizlerin sahada, halkın arasında ve istihbari derinliklerde elde ettiği gözlemler, analizler ve stratejik veriler, güvenlik güçlerimizin operasyonel gücüne çarpan etkisi yaratacak niteliktedir. Milletimizin huzuru ve devletimizin bekası için, gazeteciler ile emniyet ve askeri teşkilatlarımız arasında kurulacak resmî ve koordineli bir bilgi akış mekanizması, şer odaklarına karşı en büyük barikat olacaktır.
Sayın Bakanım, bizlere bu koordinasyonun kapılarını açın; birikimimiz, sahadaki gözümüz ve kulağımız devletimizin sarsılmaz iradesiyle birleşsin. Kalemimiz de fikrimiz de bu vatanın emrindedir.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap