Geçtiğimiz günlerde Türkiye’de Afyonkarahisar’da yaşanan bir olay, aslında uzun zamandır gözlerimizin önünde büyüyen bir toplumsal hastalığın nasıl tehlikeli boyutlara ulaştığını bir kez daha ortaya koydu.
Kendisini “Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı” olarak tanıtan bir şahıs, bir alışveriş merkezinde adeta devlet adına denetim yapıyormuş gibi dolaştı, görüntüler çekti ve bunları sosyal medya hesaplarında paylaştı.
Sonrasında yakalanarak hakkında kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi” suçundan soruşturma başlatıldı.
Olayın hukuki boyutunu elbette mahkemeler değerlendirecektir.
Ancak bu olayın bize gösterdiği daha büyük bir mesele var.
Bu ülkede herkesin kendisini bir makam, bir güç veya bir otorite sahibi gibi görmeye başlaması…
Son yıllarda memleket adeta bir “sivil toplum cumhuriyeti” görünümüne büründü.
Her köşe başında bir dernek,
Her köşe başında bir ocak…
Her köşe başında bir bir platform
Her ilde bir federasyon…
Her ortamda bir başkan…
İsimler afilli , tabelalar büyük…
Elbette gerçekten topluma hizmet eden, gönüllülük esasıyla çalışan, insanlara fayda sağlamak için mücadele eden dernekler, vakıflar ve sivil toplum kuruluşları vardır.
Ancak asıl sorun şudur:
Bazı yapılar hizmet üretmekten çok, nüfuz oluşturmak ve itibar devşirmek amacıyla kuruluyor.
Kimi kendisini Ankara’nın temsilcisi ilan ediyor.
Kimi iktidarın gölgesi gibi davranıyor.
Kimi emniyetle, kimi yargıyla, kimi devlet kurumlarıyla yakın ilişkileri varmış izlenimi oluşturmaya çalışıyor.
Vatandaşın gözünü korkutuyor, halk üzerinde baskı kuruyor, insanların işlerini takip ettiğini söyleyerek kendisine yapay bir güç ve çıkar alanı oluşturuyor.
Açık konuşalım:
Bugün kendisini MİT mensubu, polis, asker, savcı, hâkim ya da devlet görevlisi gibi tanıtan sahtekârların artması tesadüf değildir.
Çünkü toplumda hâlâ devletin gücüne duyulan saygı ve kurumlara karşı hissedilen çekince vardır.
Birisi siyah takım elbise giyiyor, siyah gözlük takıyor, yakasına Türk bayrağı rozeti iliştiriyor; birkaç sert cümle kurunca devlet temsilcisi sanılıyor.
Birisi birkaç bürokratla fotoğraf çektirince güç sahibi olarak kabul ediliyor.
Özellikle yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza bir kez daha hatırlatalım.
Hiçbir polis, asker, savcı, hâkim veya MİT görevlisi sizi arayıp para istemez.
Hiçbir gerçek kamu görevlisi, görevini sosyal medya gösterisine dönüştürmez.
Unutmayın : Bunu yapanların tamamı ya dolandırıcıdır ya da dolandırıcılığa zemin hazırlayan sahtekârlardır.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap