Bazı sözler vardır; üzerinden yıllar, hatta asırlar geçse de değerini ve anlamını hiç kaybetmez.
Tolstoy’un, “Acı duyuyorsan canlısın, başkalarının acısını duyabiliyorsan insansın.” sözü de bunlardan biridir.
Bu söz, insan olmanın en sade tarifidir.
Dünyaya gözlerimizi açtığımız andan itibaren acıyla tanışırız. İlk ağlayışımızla başlayan hayat yolculuğu, sevinçlerle olduğu kadar hüzünlerle de örülüdür.
Kimi anne babasını kaybeder, kimi evladını toprağa verir. Kimi ekmeğinin peşinde alın teri döker, kimi de vatan uğruna canını feda eder. Acı, hayatın değişmeyen gerçeğidir. İnsanı olgunlaştıran, sabrı öğreten ve yüreğini yoğuran en büyük imtihanlardan biridir.
Ne yazık ki yaşadığımız çağ, bizi yavaş yavaş hissizleştiriyor.
Ekranlardan her gün savaş görüntüleri akıyor. Çocuklar ölüyor, anneler ağlıyor, insanlar yurtlarını terk ediyor. Depremler oluyor, seller yaşanıyor, ocaklar sönüyor. Birkaç dakika üzülüyor, ardından başka bir habere geçiyoruz. Acılar sıradanlaşıyor, vicdanlarımız ise sessizleşiyor.
Oysa merhamet, insan ruhunun en güzel tarafıdır. Çünkü merhamet, başkasının acısını kendi acısı gibi hissedebilmektir.
Bir omuza dokunmak, bir yarayı sarmak, bir yetimin başını okşamak, çaresizin elinden tutmak… İşte bunlar, insanlığın sessiz ama en güçlü cümleleridir. Bazen bir tebessüm, bazen içten edilen bir dua, bazen de uzatılan bir el; kırılmış bir yüreği yeniden ayağa kaldırmaya yeter.
Bugün hepimizin kendisine sorması gereken birkaç soru var:
En son ne zaman bir başkasının derdiyle gerçekten dertlendik?
En son ne zaman tanımadığımız bir insanın acısı için ellerimizi semaya açtık?
En son ne zaman, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” demek yerine, “Bu acı hepimizin acısıdır.” diyebildik?
Çünkü acılar paylaşıldıkça hafifler, merhamet paylaşıldıkça çoğalır. İnsan, yalnızca kendi mutluluğunu düşünen değil; başkasının gözyaşını silebildiği ölçüde insandır.
Unutmayalım ki gün gelir, makamlar sona erer, alkışlar susar. Geriye ne unvanlarımız kalır ne de sahip olduklarımız… Geriye yalnızca insanların gönlünde bıraktığımız izler kalır.
Bir gönle dokunabildiysek, bir yaraya merhem olabildiysek, bir mazlumun duasında yer alabildiysek; işte o zaman gerçekten yaşamışız demektir.
Acı çekmek, canlı olduğumuzun işaretidir. Ama başkasının acısıyla dertlenmek, insan kalabildiğimizin en büyük delilidir.
Çünkü vicdanın sustuğu yerde insanlık da susar.
Merhametin tükendiği yerde geriye yalnızca kalabalıklar kalır; insanlık değil.
Selam ve saygıyla…
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap