SON DAKİKA
--:--:--
Ersin İnsan

400 Bin İstifa… Ve… Kemik Yalama Gayreti…

Bağlantı kopyalandı!

Bugün dağarcığımızda birbirinden farklı iki konu var. Ama ilginçtir ki ikisinin de ortak noktası aynı: Dik durmak mı, yoksa rüzgâra göre yön değiştirmek mi?

CHP’de fotoğraf her geçen gün biraz daha netleşiyor. Bu satırlar okura ulaştığında belki de süreç çok daha farklı bir noktaya taşınmış olacak.

Özgür Özel’in grup toplantısında yaptığı açıklamalar yalnızca gündemi belirlemekle kalmadı; aynı zamanda Kemal Kılıçdaroğlu’nu parti içinde daha da yalnızlaştıran yeni bir hamle olarak yorumlandı. Artık saflar belirginleşiyor.

Bir günde 400 bini aşkın istifa… Eğer bu rakamlar doğruysa, yaklaşık iki milyon üyeli bir partide üyelerin beşte birine yaklaşan bir kayıp anlamına gelir. Bu, sıradan bir istatistik değil; parti tabanında yaşanan ciddi bir kırılmanın göstergesidir.

Şimdi herkes gerçek tercihini ortaya koymak zorunda kalacak. Siyaseti takım tutar gibi yapanlar mı, yoksa zor günlerde birlikte yürüdükleri isimlere sahip çıkanlar mı? Zeydan Karalar gibi isimlerin sergilediği duruş ile “Türkiye İttifakı” söylemini ve ideolojisini benimseyenlerin tavrı arasındaki fark, önümüzdeki günlerde daha da belirginleşecektir.

Öte yandan kamuoyu araştırmaları, iktidar cephesinin de rahat olmadığını gösteriyor. AK Parti, kuruluşunda öne çıkardığı “adalet” anlayışını koruyabildi mi, yoksa bu konuda ciddi eleştirilerle mi karşı karşıya? Bu sorunun cevabını en doğru şekilde yine sandık verecek.

Bir dönem meydanlarda sıkça dile getirilen “3Y”; yani yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele hedefi de bugün yeniden tartışılıyor. Muhalefet bu vaatlerin büyük ölçüde gerçekleşmediğini savunurken, iktidar farklı bir tablo çiziyor. Son sözü yine millet söyleyecek.

Bütün bu gelişmeler ışığında gözler şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın atacağı adımlara çevrilmiş durumda. Değişen siyasi tabloya nasıl bir stratejiyle karşılık verecek?

Türkiye, siyasetin yeniden şekillendiği günlerden geçiyor. Toz duman dağıldığında geriye, kesinlikle milletin verdiği hüküm kalacak.

Kemik Yalamak…

Kimseye akıl vermeye kalkışmam, kendimi de meslektaşlarımdan üstün göstermeye çalışmam. Ancak ilkelerimden taviz vermemek, dik durabilmek; halk deyimiyle “omurgalı” kalabilmek benim için her zaman öncelikli olmuştur.

Zaman zaman bu köşeli tavrım yüzünden başım derde de girdi. Hatta aktif çalışma hayatımı, ciğeri beş para etmez bir insan yüzünden noktalamak zorunda kaldım.

Ama dönüp baktığımda, ilkelerimden vazgeçmediğim için tek bir pişmanlık bile duymadım.

Gazetecilik söz konusu olduğunda ise işin rengi tamamen değişir. Gazetecilik emek ister. Gazetecilik alın teri ister. Gazetecilik; elde teraziyle dolaşmayı, doğruyu yanlıştan ayırmayı, vicdanı ve ilkeleri gerektirir.

Gerekirse sıcak yatağından kalkıp sabahın köründe haber peşinde koşmayı, haber atlatmayı göze almayı gerektirir.

Eğer “Ben gazeteciyim.” diye ortalıkta dolaşıyorsanız, bunun da bir ağırlığı, bir sorumluluğu olmalıdır.

Rahmet ve minnetle andığım, hem babamın hem de benim ekmek yiyip aile kurduğumuz gazetenin kurucusu Sedat Simavi’nin o unutulmaz sözü benim için hâlâ bir pusuladır:

“Kalemini kır ama satma.”

Yıllardır yolumu aydınlatan ilke de budur.

2000 yılında bu kente geldiğimde dört gazete vardı. Haber ajansları ve yetişmiş muhabirler sayesinde gazeteciler, şu ya da bu şekilde ekmeklerini kazanabiliyordu. İşsiz gazeteci neredeyse yoktu.

Bugün ise tablo bambaşka…

Yaz ayları kurak geçiyor diye bereketin azaldığını sanmayın. Asıl hareket sonbaharda, seçim ufukta göründüğünde başlayacak. Sosyal medyada türeyenlerle birlikte bir anda çoğalan gazete görünümlü yayınları da yine hep birlikte izleyeceğiz.

Bugün cebine bir kalem koyan, eline bir kamera alan kendini gazeteci ilan ediyor. Kimisi haber peşinde bile değil; bir ziyafet sofrası kurulsa, “Bana da bir artık düşse…” hesabıyla ortalıkta dolaşıyor. Gazeteciliği, kamu adına soru sormak değil; göze girmek sanıyor.

Oysa gazetecilik menfaat kapısı değil, kamu vicdanının sesidir. Kalemin değeri, yazdığı satırların doğruluğuyla ve anlatımının gücüyle ölçülür; sahibinin yaladığı kemikle değil.

Çünkü gerçek gazeteci, önüne atılan kemiği kemiren değil; gerçeğin peşinden yürüyendir.

Unutmayın…

Rüzgârın önünde savrulanlar günü kurtarabilir; ama gerçekten kazananlar, omurgasını eğmeyen ve dosdoğru yürüyenlerdir.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları
Ersin İnsan
Ersin İnsan TEMİZLİK İMANDANDIR… PEKİ YA GERİSİ..?
Ersin İnsan
Ersin İnsan AYNA AYNA SÖYLE BANA…
Ersin İnsan
Ersin İnsan YAĞMASAN DA GÜRLE…AMA GÜLDÜRME..!
Ersin İnsan
Ersin İnsan MİLLİ TAKIM MI?… VURUN ABALIYA…
Ersin İnsan
Ersin İnsan 2026’DA İPE UN SERERSEN!
Ersin İnsan
Ersin İnsan 24 Mayıs… Bir Milat mı, Bir Kırılma mı?
Yazarlarımız
Güncel Türkiye ve Dünya'dan Gelişmeler
International Hayat Haber

Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,

Copyright © 2020 - 2026 Tüm hakları İnternationalhayathaber.com saklıdır.
Translate »