Türkiye bir kez daha kritik bir dönemeçte.
Devlet kapıyı aralıyor…
Siyasi irade “barış, çözüm, normalleşme” gibi kavramlarla yeni bir sürece zemin hazırlıyor…
Ve tam bu sırada PKK’nın üst düzey isimlerinden Besê Hozat çıkıp yine aynı cümleyi kuruyor:
“Türkiye bu süreci geliştirmezse geleceği karanlık olur.”
Bu cümle yeni değil.
Bu yöntem yeni değil.
Bu tehdit tonu da yeni değil.
Türkiye yıllar önce bu filmi izledi.
Ne yazık ki sonuçlarını da acı şekilde yaşadı.
Evet, hükümet şu anda da “toplumsal bir yumuşama”, “gerilim azaltma”, “siyasi normalleşme” gibi bir yaklaşım içinde.
Tamam…
Bunların hepsi anlaşılır.
Türkiye büyük bir devlettir, çatışma değil çözüm ister — bunu kimse inkâr edemez.
Ama sorun şu:
Devlet elini uzatırken, örgüt yine o eli tehdit diliyle karşılıyor.
Süreci yönlendirmeye kalkıyor,
Şart koşuyor,
Hedef gösteriyor,
“Olmazsa karanlık olur” diye ülkenin geleceğine hükmetmeye çalışıyor.
Sanki bu ülkenin kaderi Kandil’den yazılıyormuş gibi…
Sanki Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi iradesi yokmuş gibi…
Hükümetin o zaman yaptığı hata şuydu:
Devlet iyi niyet gösterirken, örgüt bunu zayıflık sandı.
Bugün yine aynı tablo oluşuyor mu?
Evet, maalesef oluşuyor.
Devlet, siyaseten “sürece şans tanıyalım” derken,
PKK yöneticileri kendilerini “kural koyucu” ilan ediyor.
Oysa Türkiye’nin kuralını da yönünü de
PKK değil, Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti belirler.
“Geleceğiniz karanlık olur.”
Bu ifade bir çözüm dili midir?
Hayır.
Bu ifade, siyasi bir vizyon mudur?
Hayır.
Bu, yıllardır kullanılan bir tehdit formülüdür.
Ve Türkiye artık tehdit diliyle yürütülen hiçbir süreci kabul etmez.
Çünkü geçmişte bunun bedeli ağır ödendi.
Evet, barış önemlidir.
Evet, toplumsal huzur değerlidir.
Evet, akan kanın durması herkesin çıkarınadır.
Ama…
Terör örgütüyle kurulan her süreç, örgütün manipülasyon alanı haline gelmiştir.
Bu yüzden devlet bugün attığı her adımda çok daha dikkatli olmak zorundadır.
Masa kurulduğunda değil; masayı kimin kurduğu önemlidir.
Kimin şart koyduğu önemlidir.
Kimin tehdit ettiği önemlidir.
Bugün PKK yöneticilerinin kullandığı dil,
“çözüm sürecine destek” değil;
“devleti yönlendirme çabasıdır.”
Devlet buna bir kez daha izin vermemelidir.
Bugün Hozat’ın sözleri Türkiye’yi etkilemez.
Milleti hiç etkilemez.
Devleti zaten etkilemez.
Ama şunu gösterir:
PKK hâlâ eski alışkanlıklarını sürdürüyor.
Yumuşamayı “teslimiyet”,
müzakereleri “şart koşma alanı”,
barışı “taktik” zannediyor.
Oysa Türkiye artık eski Türkiye değil.
Bu millet tehdit diline teslim olmaz.
Devlet terörün gölgesine boyun eğmez.
Karanlık bir gelecek olacaksa, o karanlık artık terörün üzerine çökecek.
Türkiye’nin değil.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,