Günlerden bir gün şeytanın yolu bir köye düşer.
Her şey sakindir, düzen yerli yerindedir.
Ta ki şeytan, buzağının bağlı olduğu ipi bir parmak gevşetene kadar…
Keyfi yerinde olan şeytan bir ağaca yaslanır, inek sağmakta olan kadını izlemeye başlar.
O sırada buzağı, az ilerideki kazığa bağlı hâlde annesinin sağılmasını iştahla seyreder.
Şeytan durur mu, durmaz; gidip ipin ucunu hafifçe boşaltır.
Açlığını tutamayan buzağı debelendikçe bağ çözülür, sonunda yavru koşarak annesine yönelir.
Bir hamlede süt kovasını devirir; köylü kadının tüm emeği toprağa karışır.
Öfkeden gözü dönen kadın, eline geçirdiği sopayla buzağıya vurur.
Yavru kanlar içinde yere serilir.
Bunu gören inek çılgına döner; bir tekmede kadını savurur, üstüne çöküp öldürür.
Gürültüyü duyan kayınpeder gelir, gelinin öldüğünü görünce tüfeğini doğrultur ve ineği vurur.
Silah sesine koşan koca, karısını yerde görünce babasının elindeki tüfeği fark eder; o da babasını vurur.
Az sonra olayın aslını öğrenince pişmanlıkla cinnet geçirip kendi canına kıyar.
Bütün bunları izleyen şeytan ise şaşkınlıkla ellerini açar:
“Gördün Allah’ım! Ben sadece bir parmak gevşettim…”
⸻
Aslında bizim toplumsal düzenimiz de o köydeki buzağının hikâyesine benzer.
Küçük bir ihmal, küçücük bir gevşeme…
Zamanla koca bir ülkeyi sarsan kırılmalara dönüşür.
Siyasette o “bir parmaklık gevşeme” dediğiniz şey;
• Liyakatten bir gecede vazgeçilmesidir,
• Kurumların bağımsızlığının sessizce budanmasıdır,
• Denetimin vitrine çevrilmesidir,
• Hukukun “bir şey olmaz” rehavetine teslim edilmesidir.
Sonra bir bakarız; ülke süt kovası gibi devrilmiş…
Herkes birbirine saldırıyor, herkes öfke içinde, herkes bir diğerini hain ilan ediyor.
Ama kavgadan sonra kimse dönüp de,
“Bu ipin ucunu kim gevşetti?”
diye sormuyor.
Bugün yaşadığımız kutuplaşma, ekonomik savrulmalar, hukuktaki erozyon, kurumlardaki çürüme…
Hepsi, zaman içinde kimsenin fark etmediği o küçük gevşemelerin sonucudur.
Bu ülkede şeytanın çok çalışmasına gerek yok aslında.
Biz zaten işleri onun yerine itinayla (!) hallediyoruz.
O sadece bir parmak gevşetiyor; gerisini öfkemiz, aceleciliğimiz, liyakete olan umursamazlığımız tamamlıyor.
Siyasetin dili sertleşince toplum geriliyor;
Toplum gerilince adalet öfkeye yeniliyor;
Öfke büyüdükçe herkes birbirine saldırıyor.
Ve şeytan bir kenarda keyifle izliyor:
“Ben ne yaptım ki?”
⸻
Sözün özü:
Allah bizi şeytandan korusun…
Ama daha önemlisi,
ipleri gevşeten siyasetçilerin, yöneticilerin, kurumların ve sorumsuz insanların şerrinden korusun.
Selam ve saygıyla.
Bayır aşağı inen ağır yüklü TIR'ın freninin boşalması gibi...
17 Kasım 2025Sevgili müdürüm, harika bir kıssa.. Tam oturmuş.
17 Kasım 2025Çok güzel, Tamda bugünlerde yaşadıklarımıza güzel bir örnek, kalemine güç kuvvet
17 Kasım 2025Harika bir analiz. Yüreğinize, kaleminize sağlık. Saygılarımla..
17 Kasım 2025
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap